|
|
8月22日
Kimse söndüremez tüter bu ocak,
Adı türktür Bu vatanın türk kalacak. Şehit ve gazi bedelidir bu şanlı bayrak, Adı Türk'tür bu vatanın türk kalacak.
Nice şehitler vermiş bu toprak, Sahiip çıkılacak vatan ve bayrak. Tüm gençlik vatan bekçisi olacak, Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak.
Her şafakta bir ışık parlayacak, Tüm gençlik ona sahip çıkacak. Türk gençliği uşak olmayacak, Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak.
Düşman karşısında birlik olacak, Barış ve kardeşlik ülkümüz olacak. Huzuru bozana dünya dar olacak, Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak.
Yüzlerce Cemal gazi olacak, Binlerce Mehmet Şehit Olacak. Tüm gençlik nöbet tutacak, Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak.
SEWMEM DEME!
BİRGÜN SENDE SEWERSİN
HEMDE
ÖLESİYEEE!!!
28 Haziran
BU YALNIZ OLANLARA;
AŞK BİRKELEBEK GİBİDİR,PEŞİNDEN KOŞTUKÇA HEP SENDEN KAÇAR.EN İYİSİ BIRAK UÇSUN.İNAN Kİ HİÇ BEKLEMEDİĞİN BİR ANDA GELİP OMZUNA DOKUNUVERİR.AŞK MUTLU EDER,BAZEN DE ÜZER,AMA AŞK ÖZELDİR.AŞKINI HAKEDEN BİRİNE SUNARSAN EĞER!
BU SEVGİLİSİ OLANLARA;
AŞKINAMACI BİRİLERİ İÇİN "MÜKEMMEL İNSAN "OLMAK DEĞİLDİR.SENİ MÜKEMMELLİĞE EN ÇOK YAKLAŞTIRACAK İNSANI BULMAKTIR.
BU ÇAPKIN OLANLARA;
SEVMEDİĞİN BİRİNE ASLA "SENİ SEVİYORUM" DEME.İÇİNDE OLMAYAN DUYGULARDAN VARMIŞ GİBİ SÖZ ETME.KİMSENİN HAYATINA KALBİNİ KIRMAK İÇİN GİRME.SEVGİ DOLU BAKAN GÖZLERE ASLA YALAN SÖYLEME.ÇÜNKÜ BİRİNE VEREBİLECEĞİN EN BÜYÜK ACI , AŞIK OLMADIĞIN BİRİNİ KENDİNE AŞIK ETMEKTİR.
BU EVLİ OLANLARA;
SEVEN İNSAN SENİN HATAN YERİNE ÖZÜR DİLERİM DİYENDİR.NERDESİN YERİNE BENBURDAYIM DİYENDİR.NASIL YAPARSIN YERİNE NİYE YAPTIĞINIANLIYORUM DİYENDİR.VE AŞK,KEŞKE YERİNE DAİMA "İYİ Kİ"DİYENDİR.
BU EVLENMEK İÇİN GÜN SAYANLARA;
BİR KADIN VE BİR ERKEĞİN BİRBİRLERİ İÇİN NE KADAR UYGUN OLDUĞU, BİRLİKTE GEÇİRDİKLERİ ZAMANIN DEĞİL, BİRBİRLERİNE DUYDUKLARI AŞKIN NE KADAR SÜRDÜĞÜYLE ANLAŞILIR.
BU KALBİ KIRIK OLANLARA;
KALP YARASI SİZ KANATMADAN VAZGEÇİNCEYE KADAR SÜRER VE İLACI BU ACIYA ALIŞMAK DEĞİL, ONDAN DERS ÇIKARABİLMEKTİR.
BU AŞIK OLMAKTAN KORKANLARA;
AŞKA DÜŞ, AMA TÖKEZLEME , ANLA AMA BEKLEME, PAYLAŞ AMA İSTEME , YARALAN AMA ASLA ACIYI İÇİNDE BÜYÜTME.
BU SEVDİĞİNİ FAZLA SAHİPLENENLERE;
SEVDİĞİNİ BİR BAŞKASIYLA MUTLU OLDUĞUNU GÖRMEKTEN DAHA ACI BİRŞEY VARSA O DA SEVDİĞİNİN SENİNLE MUTSUZ OLDUĞUNU GÖRMEKTİR.
BU AŞKINI İTİRAF ETMEYE ÇEKİNENLERE;
SEVDİĞİNDEN AYRILINCA AŞK ACI VERİR.SEVDİĞİN SENİ TERK EDİNCE DAHA DA ÇOK ACI VERİR AMA EN ACISI , ONU NE KADAR SEVDİĞİNİ BİLMESİNE HİÇ FIRSAT VERMEMEKTİR.
VE BU DA DÖNMEYECEK BİRİNİ HALA BEKLEYENLERE;
HAYATIN EN HÜZÜNLÜ ANI DELİ GİBİ SEVDİĞİN İNSANIN BUNA HİÇ DEĞMEDİĞİNİ GÖRDÜĞÜN ANDIR.VE EN BÜYÜK KAYBIN ONUN İÇİN HARCANAN YILLARDIR.SENİN AŞKINI ŞU GÜN HAKETMEYEN , BİL Kİ 10 SENE SONRA YİNE HAKETMEYECEKTİR.BİRAK GİTSİN.
(ANONİM:)
GERÇEKTEN AŞIKMISINIZ?
GERÇEKTEN AŞIKMISINIZ?????
Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye kalbiniz deli gibi çarpmaya başlıyorsa... Bu aşk değil ! .... HOŞLANMAKTIR....
Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak sarılmak istiyorsanız Bu aşk değil ! ....ARZULAMAKTIR....
Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız.... Bu aşk değil ! ....YALNIZLIKTIR....
Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız... Bu aşk değil ! ....SADAKATTİR....
Size sıcak yakın davrandığı için onunlaysanız. Bu aşk değil ! ....KENDİNE GÜVENSİZLİKTİR....
Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız... Bu aşk değil ! ....ACIMAKTIR....
Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız Bu aşk değil ! ....ARKADAŞLIKTIR....
Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi söylüyorsanız.. Bu aşk değil ! ....KOCA BİR YALANDIR....
Onun iyiliği için kendinizden çok şey feda edebiliyorsanız Bu aşk değil ! ....YARDIMSEVERLİKTİR....
O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa ....İşte bu AŞKTIR....
Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamadığınızı düşünüyorsanız. ....İşte bu AŞKTIR....
O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı hissedebiliyorsanız.. ....İşte bu AŞKTIR....
Başkalarını da çekici bulmanıza rağmen hiç pişmanlık duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsanız. ....İşte bu AŞKTIR....
ölüyorum
Unutulur mu gökyüzü Yitirir miyim bu gülyüzü Birer birer neyim kalır geriye baksam da Solar mıyım gündüz gece Güneşim yoksa bu son hece Birer birer neyim kalır geriye baksam da Zehirlendi dudaklarım Çocukken nasıl ağlardım Birer birer neyim kalır geriye baksam da
Ne kaldı bak ellerimde Biliyorum gülüyorsun Her adımım daha derine Ölüyorum...
Törpülenmiş tırnaklarım Güçsüzdüm ben de avlandım Birer birer neyim kalır geriye baksam da Her şeyim olmuş bilmece Çözdükçe gördüm işkence Birer birer neyim kalır geriye baksam da Bir başıma kaldım şimdi Nerde hata yaptım bilmem ki Birer birer neyim kalır geriye baksam da
Ne kaldı bak ellerimde Biliyorum gülüyorsun Her adımım daha derine Ölüyorum...
BİR YAZ GÜNÜ VE SEN...
Gecenin gözleri kördür kumsalda Ağaçların renkleri Denizin mavisi Zordur akköpüklü dalgalara adını yazmak Boşunadır martının uçmasını beklemek
Sabahın beşinde yüzmek denizde Bir başına uzanmak sereserpe kumsala Güneşin doğuşunu seyretmek uzun uzun Martılar uçmak üzere Zamanı beklediğimizin
Güneş doğdu aydınlandı ortalık Sıcaklık deniz damlalarını kurutuyor tenimde İyot kokusu genzimde, yosun kokusu Martılar da uçuyor artık Deniz kumsalı öpmeye başladı Şimdi sevişmek zamanı
Şimdi sevişmek zamanı ama sen yoksun O kadar çok ten var ki kumsalda Kumsal ten kaynıyor, beden yanıyor Bir seninle tensel uyuşurum ben Sen olmazsan nasıl sevişirim Tensel uyuşmazlığım var başkasıyla Kan uyuşmazlığı gibi Tenimde sen yanıyorsun, içimde ben Ama sen yoksun
Bir martı gelmek istedi yanıma Başka bir adam uzanmış yanımdaki şezlonga Gözleri bende çapkınca bakıyor, gülümsüyor Ben dalmışım denizin derinliğine Menekşe gözlerimde bir hüzün bulutu Buzmavisi dalgaların serinliğinde Tenimde sen yanıyorsun, içimde ben
Tekneler geçiyor şimdi birer birer Adalara, koylara gidiyorlar Ben burada yalnızım onlar da biliyorlar İstediğin kadar sen yan tenimde Tekrar giriyorum denize serinlemek için Yüzüyorum sağır ufuklara doğru ağır ağır Tenimde sen sönüyorsun, içimde ben yanıyorum
Şimdi sevişmek zamanı Sevmek, sevilmek, tutkuyla bağlanmak Bu altın sarısı kumsal, bu buzmavisi deniz Bu pırıl pırıl gökyüzü kolay bulunmaz Ayakları denize paralel kanat çırpan bu martı Ha bir eksik olmuş ha bir artı İnan ki fark etmez; şimdi sevişmek zamanı
Denizden kumsala çıkıyorum doğruca duşa Duşta denizsuyu akıyor bedenimden Oradan doğruca dalıyorum havuza Bar karşıda, bir kulaç, bir kulaç daha Hadi barmen bir kokteyl büyük bardakta Önce bir şişe su ver soğuk olsun Tenim soğusun, içim soğusun Bu yaz günü, bu sıcak, bu tatil köyü Nedense bende hep çağrıştırıyor aşkı Su tenimden akıyor, sen içimden Ben havuzda serinledim, seninleyim ama Şimdi sevişmek zamanı Tenimde sen yanıyorsun, içimde ben
AŞIRI DOZDA SEN ÇEKTİM İÇİME, BENLİĞİM KAYIP..
Eğer sen benden önce ölecek olursan O’ na arkadaşımı da getirebilir miyim diye sor Eğer sen yüz yaşına kadar yaşayacak olursan Ben ondan bir gün eksik yaşamak isterim ki Bu dünya da sensiz bir günüm olmasın. Gerçek dostluk sağlık gibidir Kıymeti ancak kaybedince anlaşılır Babam her zaman derdi ki ölürken Beş tane dostum var diyebiliyorsan O zaman anlamlı bir yaşam sürmüşsün demektir Gerçek dost Herkes senden uzaklaşırken Senin yanına gelendir. Eğer bütün arkadaşların Kendilerini bir köprüden atacak olsalardı Ben onlarla birlikte atlamaz Aşağıda beklerdim ki onları tutabileyim Gerçek bir dost iki elinizle sımsıkı sarılır. Ben sana sende bana yaslanırsan İkimizde güvende oluruz Arkadaşlık İki bedende tek kafa olabilmektir. Önümde yürüme takip edemeyebilirim Arkamda yürüme seni doğru yönlendirmeyebilirim Dostum olman için daima yanımda yürü. Söylediklerini her kez duyar Ama dostlar söylediklerini dinler Gerçek dostlar ise söylemediklerini de dinler O zaman anlamlı bir yaşam sürmüşsün demektir Arkadaş Kalbindeki melodiyi bilen Ve Sözlerini unuttuğunda Onu sana mırıldanandır. Hayatta hepimiz farklı yönlere yürürüz Ama nereye gidersek gidelim Beraberimizde birbirimizden bir şeyler götürürüz. Her yabancı bir arkadaş adayıdır Arkadaşlar ise, Yaşam salatasını zenginleştiren peynir parçacıklarıdır………….
ALINTIDIR...
|
Nazım’ı Anlamak
Konak Pier’de ölmek Bir gemiye bindirilmek Boatanlı’da iskelenin dibine gömülmek demek Nazım Hikmet’i anlamak demek…
Pier Loti’de kafayı çekmek Elleri bağlı Bursa mahpushanesinde sabah etmek Güneşle kucaklaşmadan gitmek Hasret çekmek demek Nazım Hikmet’i anlamak demek…
Sevmek demek vatanını Öz oğlundan fazla Her insanı aynı sevmek demek Nazım Hikmet’i anlamak demek
Anadolu’nun üzerinden Bir Tupolev ile geçmek Ama toprağın kokusunu içine çekememek demek Nazım Hikmet’i anlamak demek…
Bir ömür hasret mektubu yazıp Bir ömür vatan hasreti çekmek Rusya’da ölüp Moskova’ya gömülmek Hasret olduğu Anadolu toprağında olmasa bile Başucundan o topraktan bir çınar büyütmek demek Nazım Hikmet’i anlamak demek…
|
|
|
|
Murat Gevrek |
|
|
|
|
Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık içimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni Yaşıyoruz çok şükür der gibi.
|
|
|
|
BULUT MU OLSAM
Denizin üstünde ala bulut yüzünde gümüş gemi içinde sarı balık dibinde mavi yosun kıyıda bir çıplak adam durmuş düşünür.
Bulut mu olsam, gemi mi yoksa? Balık mı olsam, yosun mu yoksa? .. Ne o, ne o, ne o. Deniz olunmalı, oğlum, bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
N.HİKMET RAN
|
Belki Ben
Belki ben o günden çok daha evvel, köprü başında sallanarak bir sabah vakti gölgemi asfalta salacağım. Belki ben o günden çok daha sonra , matruş çenemde ak bir sakalın izi .......... ..........
|
|
|
|
Nazım Hikmet Ran |
HOŞGELDİN KADINIM...!
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin yorulmuşsundur; nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını ne gül suyum ne gümüş leğenim var, susamışsındır; buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim acıkmışsındır; beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam memleket gibi yoksuldur odam.
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin ayağını basdın odama kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde ağladın, avuçlarıma döküldü inciler gönlüm gibi zengin hürriyet gibi aydınlık oldu odam...
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.
N.HİKMET RAN
SEN.. ..
En güzel günlerimin üç mel'un adamı var: Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını yer yer tırnaklarımla kazıdım hatıralarımın camını.. En güzel günlerimin üç mel'un adamı var: Biri sensin, biri o, biri ötekisi.. Düşmanımdır ikisi.. Sana gelince... Yazıyorsun.. Okuyorum.. Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa, insanın bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum.. Ne yazık!.. Ne kadar beraber geçmiş günlerimiz var; senin ve benim en güzel günlerimiz.. Kalbimin kanıyla götüreceğim ebediyete ben o günleri.. Sana gelince, sen o günleri - kendi oğluyla yatan, kızlarının körpe etini satan bir ana gibi satıyorsun!. Satıyorsun: günde on kaat, bir çift rugan pabuç, sıcak bir döşek ve üç yüz papellik rahat için... En güzel günlerimin üç mel'un adamı var: Biri sensin, Biri o, biri ötekisi... Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi... Sana gelince... Ne ben Sezarım, Ne de sen Brütüssün... Ne ben sana kızarım ne de zatın zahmet edip bana küssün.. Artık seninle biz, düşman bile değiliz..
N.HİKMET RAN
SENİ DÜŞÜNÜYORUM
Seni düşünürüm Anamın kokusu gelir burnuma Dünya güzeli anamın
Binmişsin atlıkarıncasına içimdeki bayramın Fırdönersin eteklerinle saçların uçuşur Bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü
Sebebi ne Seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın Sen böyle uzakken senin sesini duyup Yerimden fırlamamın sebebi ne?
Diz çöküp bakarım ellerine Ellerine dokunmak isterim Dokunamam Arkasından camın Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm Alaca karanlığımda oynadığım dramın
N.HİKMET RAN
|
İkimiz
İkimiz de biliyoruz, sevgilim, öğrettiler: aç kalmayı, üşümeyi, yorgunluğu ölesiye .......... ..........
|
|
|
|
Nazım Hikmet Ran
|
|
|
Bırak Doktor, Varsın Çatlasın Bu Yürek
kaç kere beraberce yazmışız şiirlerimi
kaç kere mavi dumandan avuçlarına onun
koymuşum yanan başımı
sanmıyorum kötülük edeceğini bana
ama ilminize hürmeten
ve güzel hatırınız için Lidi Vanna
peki terkedeyim tütünü;
mapushane yoldaşımı
peki Lidi Vanna kafayı çekmeyeyim
ne şarap , ne votka , ne rakı
hatta yılbaşı gecesi
bayramlarda hata
hatta Kosti'nin doğumgünü . .
zaten evet en kolayı bu ,
kırk yıl içmesem aklıma gelmez meret
peki saat on dedi mi
yatrayım yatağa hasta kalbimi
çocuklarla kuşlarla beraber
halbuki mesela geç vakit , geceleyin
kışın hele
rahatsız etmeden büyük uykudaki insanı
usulcacık geçip Kızıl Meydan'ı
dolaşmaya bayılırım
rıhtımında Moskova nehrinin . .
yahut da sabahlamaya Lidi Vanna ,
usta bir kitabın aydınlığında . .
peki en azından altı ay daha
yarin dudağından uzak durayım
zaten ayrılık var arada
anlıyorum Lidi Vanna , yoldaşım
yüksek emirlerinize riayet gerek
yoksa üçüncü bir enfarkt
ve el bombası gibi patlayıp dağılabilir yürek . .
anlıyorum fakat ;
"sevinç , öfke , keder
tütünden de diyorsunuz , uykusuzluktan da beter"
iyi ama doktorcuğum mesela ,
nasıl sevinmem dolu dizgin
gördükçe ben komünist
burda komünizmin elle tutulur hale geldiğini
yahut bu nisan ayında
Fransız seçimlerinde
en çok bizimkilerin oy aldığını?
benim akıllı doktorum , insaf edin ,
nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi?
çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin
sonra , mesela belki görmeyeceğim bir daha
anasıyla Memed'imi
kederlenmemek elde mi güzel gözlü doktorum , elde mi ?
sözün kısası Lidi Vanna ,
şefkatli emeğiniziboşa çıkaracağım diye kızmayın bana . .
BEN VEKARLI , SAKİN , VURDUMDUYMAZ BİR KAYA GİBİ
DENİZ KIYISINDA YAŞAMAYA SÖZ VEREMEYECEĞİM . .
BIRAKIN DOKTOR ,
YÜREK BU , BAKIN NASIL ÇARPIYOR
ÇATLAYACAKSA
ÖFKEDEN , KEDERDEN , SEVİNÇTEN
VARSIN ÇATLASIN N.HİKMET RAN SEVİYORUM SENİ Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık içimde kımıldayan birşeyler gibi Seviyorum seni Yaşıyoruz çok şükür der gibi.
N.HİKMET RAN Yine Yağmur ÜstüneSerçe kuşları gibi yağmur
çinko dama serptiğim
ekmek kırıntılarını
telâşlı telâşlı, tıkır tıkır.
serçe kuşları gibi yağmur. N.HİKMET RAN ... 
Yaşamaya Dair1
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.
1947
YAŞAMAYA DAİR
2
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki, hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla
yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerde olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
YAŞAMAYA DAİR
3
Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani, bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hattâ bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için...
Şubat 1948 N.HİKMET RAN ... Seni DüşünmekSeni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum. N.HİKMET RAN ... Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
NAZIM HİKMET
...
YUMDUM GÖZLERİMİ
Yumdum gözlerimi
Yumdum gözlerimi
Karanlıkta sen varsın
Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun
Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerin
Yumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim
Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar
Şimdi orda herşey seninle başlıyor
Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait
Ve sana ait olmayan
N.Hikmet RAN
HASRET Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli, belini sarmayalı, gözünün içinde durmayalı, aklının aydınlığına sorular sormayalı, dokunmayalı sıcaklığına karnının.
Yüz yıldır bekliyor beni bir şehirde bir kadın.
Aynı daldaydık, aynı daldaydık. Aynı daldan düşüp ayrıldık. Aramızda yüz yıllık zaman, yol yüz yıllık.
Yüz yıldır alacakaranlıkta koşuyorum ardından.
NAZIM HİKMET
dünyanın en tuhaf mahkumu
Akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. Serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin. Midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat. Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. Bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın maalesef. Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıverirsin hemen ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, hani şu derya içre olup deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf. Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin, - demeğe de dilim varmıyor ama - kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! Nazım Hikmet Ran
Üçüncü ŞahSın ŞiiRi
gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felâketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgâr aklımı alırdı sessizce bir cıgara yakardın parmaklarımın ucunu yakardın kirpiklerini eğerdin bakardın üşürdüm içim ürperirdi felâketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi jezabel kan içinde yatardı limandan bir gemi giderdi sen kalkıp ona giderdin benzin mum gibi giderdin sabaha kadar kalırdın hayırsızın biriydi fikrimce güldü mü cenazeye benzerdi hele seni kollarına aldı mı felâketim olurdu ağlardım
Attila İLHAN
........................................................................................................................................................................................................................................
BEKİR NİHAT SEMAHAT
- Bu şiir suya yazılmıştır
- Bir hiç kimse için
- Hesapsız ve ardından ağlanmadan
- Öyle harap öyle yetim bırakılmıştır
- Mor dağların kınalı bulutuna
- Irmağın köpüğüne
- Tarçın ağacının yapraklarına yazılmıştır
- Bu şiir düşe yazılmıştır
- Yorgun gecelerin nihayetinde
- Yorulmadan kavgadan
- İhaneti unutmadan, unutulmadan kayıtlardan
- Bir muska gibi takılmıştır yüreğe bu şiir
- Her zaman umut edilecek bir şafak kalmıştır
- Yine de kalmıştır bir yerinde
- Ekmek gibi sıcak
- Su gibi aziz bir şeyi insanın
- Bu şiir kahra yazılmıştır.
- Vurulmuştur duvar dibinde Bekir
- Duvarda yarım bıraktığı geleceği memleketin
- Duvarda şarkıları, umudu ve kanı
- Yani bedeli ettiği üç beş kelimenin
- Kardeşi Nihat polis kolejinin ikinci sınıfında
- Kız kardeşi Semahat örmecide sürmekdedir
- Sefasını hayatın
- Sabah ayazı cellat gibi kesmektedir adamı
- Bir gazetenin üçüncü sayfasına düşmektedir
- İşin hasılası
- Kim bilecektir ki duvarın dibinde
- Bir gül yaprağı gibi yatan Bekir'i bulmak
- Sabah poaçaya çıkan Çankırılı Aliye kısmet olacaktır
- Bu şiir hayra yazılmıştır.
- Nihat koleji bitirip Polis olacaktır
- Semahat örecektir kendi kaderinin ağlarını
- Çankırılı Ali ne yapsın
- Bekir'i kaldırıp yerden yüreğini soğuk
- Poaçalarını sıcak tutacaktır.
- Ağlamak kolay, ağlamak zor
- Ağlamak yine analara yazılacaktır.
- Her Allah'ın günü bahtlarını şivan düşe düşe
- Ağlayacaktır analar
- Olsun işte
- Oğlu Nihat Polis olacaktır
- Aslan gibi duracaktır ortada
- Semahat bir koca bulacaktır
- Bekir'se olmayacaktır evde
- Her gece bir yıldız düşen kabrinde
- Böyle sessiz yatacaktır.
- Bu şiir bahta yazılmıştır
- Kırılmıştır kalbi memleketimin
- Suyun tadı kırılmıştır
- Adamın adamlığı
- Ne yazılmışsa doğrudur
- Doğrudur Bekir'in duvara yazdıkları
- Nihat'ın polisliği doğrudur
- Ve Doğrudur Ferdi Tayfur'un yuvasız kuşları
- Çankırılı Alinin günahı nedir
- Ya Semahat saçını kimin için süpürge etmektedir.
- Ve anaları neden her bir güvercin gördüğünde
- Bir daha ölmektedir.
- Bu şiir umuda yazılmıştır
- Yine de sabah gün doğarken üstüne karanlığın
- Sevebileceğimiz bir şeyler olacaktır.
- Mesela Nihat Polis olacaktır
- Semahat nur topu gibi bir oğlun doğuracak
- Adını Aslan Bekir koyacaktır.
- Bir şeyler olacaktır.
- Umut da bizin hanemize bir şivan gibi
- Bir çığlık gibi üleşecektir kan revan içinde
- Yine de bu şiir
- biraz kahra
- biraz hayra
- biraz suya
- biraz bahta
- Ama en çok
- duvarda şarkısı ve kanı kurumayan Bekir'e yazılmıştır.
İbrahim SADRİ
Kimseler Görmesin diye Gözlerimde SEL SEL taşan YANLIZLIĞI, kİMSELER DUYMASIN DİYE SESİMİ ışık SIZMAYAN bir odanın KARANLIĞINA koydum. UNUTSUN BENİ DAĞLAR, unutsun beni yolar ,unutsun beyaz güller..Kayboldum DERTLERİMLE denizlerin
3 çeşit dost vardır;Birincisi ekmek gibidir her zaman istersin.İkincisi ilaç gibidir lazım olunca ararsın.3üncüsü mikrop gibidir
o gelir seni bulur.Allah herkesi mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın...! (amin) 8月14日
babam oğlum...!
Bu Akşam Sanki Hiç Ayrılmamış Gibi Hissetmek İstedim.. En Sevdiğim Kot Pantolonumla En Sevdiğim Lacivert Tişörtümü Giydim! Güzel Bir Akşam Yemeği Hazırladım,Beraber Aldığımız Mumları Yaktım.. Şarap Açtım Bir Sana Bir Bana İki Kadeh Çıkardım!!
Sevgilim Ve Dostum..Babam,Oğlum..Arkadaşım,Aşkım Herşeyimdin Sen!!!!!!
Çok Zaman Geçti Gitti İkimizden Özür Dilerim Seni Üzdüysem Sadece Dinle Hiç Birşey Düşünmeden. Şimdi Bunlar Geldi İçimden!!
Bu Akşam Seni Çok Özledim!....Bütün Şarabı Tek Başıma İçtim
Kırgınlığım Bile Geçti,Kalmadı Şimdi Bunlar Geldi İçimden!
Bu Akşam Sanki Hiç Beni Kırmamışsın Gibi Hissetmek İstedim..
En Son Tatilimizi Düşündüm,Ayrılmadan 20 Gün Önce..
Dünyanın En Güzel Şehirlerinden Birinde Yürüdük Kilometrelerce,
İz Bıraktık Kaldırımlarda,Otelde,Caddelerde ...
Sevgilim Ve Dostum..Babam,Oğlum..Arkadaşım,Aşkım Herşeyimdin Sen!!!!!!
Çok Zaman Geçti Gitti İkimizden Özür Dilerim Seni Üzdüysem Sadece Dinle Hiç Birşey Düşünmeden. Şimdi Bunlar Geldi İçimden!!
Bu Akşam Seni Çok Özledim!....Bütün Şarabı Tek Başıma İçtim
Kırgınlığım Bile Geçti,Kalmadı Şimdi Bunlar Geldi İçimden!!
Bu Akşam Sanki Hiç Aldatmamışsın Gibi Hissetmek İstedim Uyurken Bile Özlerdik Birbirimizi Delicesine!! Düşündüm,Durdum,Sordum,Anlamadım Beraber Yaptığımız Şeyleri Andım!
Seni Sonkez..Özledim! Ve Bu Şarkıyı Yazdım

Göz Yaşlarına Esir Olma..Akıt Onları Nefretin Gibi
Bir Sır Ver Ta Derinden..Anlatsın Gözlerin Gizemini..
Ellerin Bedenimde Biliyorum Yasak Bize.
Gitmeden Belki Sonkez Dokun!Dokun Bana!
Sonsuz Aşk Yoktu Ya!
Ölüm Kapımı Çalmasada Kalbim Seni Bekler Gibi
Fırtına Öncesi Sessizliği Biz.Aşkın Esirleriyiz..
Bir Kadın Üzülürse Üçümüzün Oyununda..
Bırak Ben Olayım,Atlatırım Zamanla.
Birgün Gelir Belki Kavuşuruz Seninle
Meydan Okuruz Dünyaya,Kaybolan Geçmişe..!
Sonsuz Aşk Yoktu Ya!
Ölüm Kapımı Çalmasada Kalbim Seni Bekler Gibi
Fırtına Öncesi Sessizliği Biz Aşkın Esirleriyiz!!


Dün gece gökyüzünü izledim “AY” ilk defa bu kadar “YORGUN” görünüyordu , benim gibi onunda yarısı yoktu ; hali bana ismi sana benziyordu... Yine ben ve “SİGARA “ dumanından başka hiç bir şey yoktu odam da… Ve ”BUGÜN “ senin için, “SİL BAŞTAN” başlamak istedim.Gözlerimi açar açmaz başlamalıydım sensizliği kabul etmiş geleceğe… Önce “SAATİM ÇALMADAN” uyandım ve miskinliğimden kurtuldum…Evet bu sabah resmine bakıp “GÜNAYDIN SEVGİLİM” demedim...Ayna ya bakarken düşündüm acaba buda başarısız olduğum “OYUNLAR”dan biri mi olacak diye, sonra iyice baktım gözlerime ama bu sefer cesaretliydim “OYUNUN SONU” zaferle bitecekti.”KALBİM” de düşünmek istemiyordu artık seni , kurtulmak istiyordu içindeki “CAN KIRIKLARI” ndan.”NEREYE KADAR” sürecekti bu amansız ve acımasız “FIRTINA”?...; Ve bana haykırıyordu adeta dön artık bu çıkmaz yoldan , “AŞK” ı öğretmemi bekleme , “SANA BİLMEDİĞİN BİR ŞEY” öğretemem , o gidiyor sende artık “DURMA” hayallerinin yanına git unutma “KORKARAK YAŞIYORSAN” ruyalarınla ve umutlarınla kalırsın…Kötü bir annenin “ÜVEY” evladı gibi ömrün boyunca sahtesiyle yaşayıp gerçeğini beklersin.Kısaca “BU AŞK FAZLA SANA”… Evet kalbim haklıydı aynaya son bir kez daha baktım “GÖZLERİMİN ETRAFINDAKİ ÇİZGİLER” her şeyi anlatıyordu aslında.Adeta taşıyamadığım acılar oraya birikmişti.kuru ve yeterince büyük bir “OKYANUS” gibiydi… Artık zaman kaybetmemeliydim “GEÇMİŞE YOLCULUK” yapmayı daha çok isterdim ama o bile acı verecekti. Birden arkamı döndüm ve hızlı adımlarla dışarı çıktım.Bunu tek başıma başaramayacaktım “HERKES BİLSİN İSTEDİM” ve tanıdık tanımadık her keze ; o artık yok , unuttum , unuttum , unuttum diyecektim.Belki de mantıksızdı ama “ZAMAN GEÇİP GİDİYOR”du daha fazla dayanamıyordum.Bu yolda işe yaramayacaktı yine “MAYIN TARLASI"nda yürümeye çalışıyordum… Artık Gücüm Bitmişti “NEFESSİZ KALDIM” …Yanımda olsaydın “DAHA İYİ OLMAZMIYDI” … Yine sana dönmek zorundaydım yada senle beraber her şeye veda etmek…Fazla düşünmedim sensizde olsa “DÜNYA”,Gözüme “PERDELER” inene kadar seninle yaşayacaktım…Pişman olduğum şeyler vardı “YENİDEN DOĞUP GELSEM” boyun eğmezdim bu yok oluşuma.”DELGEÇ” gibi parçalayıp yok ederdim kaderi…Ama vazgeçmem lazımdı keşkelerden beni sadece ben kurtarabilirdim.Her şeyden vazgeçip gitmek istesem, “BURADAN GÖÇERKEN” yine yalnız gidecektim .Hep benimleler diye umutlandığım “İYİ GÜN DOSTLARIM” yanımda olmayacaklardı.. Beni yalnızca sen söküp alabilirdin bu çıkmazın içinden .İster sevgilim , istersen arkadaşım , “BABAM , OĞLUM “ gibi elini uzatman yeterliydi… ”ARTIK KISA CÜMLELER KURUYORUM” , konuşmak zor geliyor. ”İYİ - KÖTÜ” yaşadığımız hiçbir şeyi paylaşmak istemiyorum kimseyle…Sadece “AY IŞINĞINDA SAKLIDIR” o güzel anılarım diye düşünüyorum.Gökyüzü tüm sevenleri tanıyor ve “BİR KALP KIRILDIĞINDA” sadece sevenler için ağlıyor .İnan bana “GÖZ YAŞLARIMINIZIN TADI AYNI “.Sadece ikimiz için ve Hep “BEN ŞARKIMI SÖYLERKEN” yağıyor ”YAĞMURLAR”…O ağlıyor ben izliyorum ve anlıyorum “HER ŞEY İNSANLAR İÇİN”… O masum görünen “ÇAKIL TAŞLARI” parçalıyor kalbimi ….Kanım buz gibi ,hissediyorum ve durduramıyorum.Adeta “ÇOCUKKEN SAHİP OLDUĞUM KIRMIZI RUGAN AYAKKABILAR” gibi rengi.Yalnızlık hoş geldin diyor bana sinsi bir gülümseme ile ve sonra soruyor bile bile “SENİN ADIN NE” diye…O çürüteceğini sanıyor aşkımı ama bilmiyor ki ne “DEĞİRMENLER” öğütemedi kalbimi. .“VAZGEÇTİM DÜNYADAN” , ”BEN BİR MÜLTECİYİM” diye haykırıyor kalbim.... İmkansızda olsa ömrüm boyunca seni bekleyeceğim bana "BIRAK KADININ OLAYIM" diyene kadar...”YEMEN TÜRKÜSÜ” nün dediği gibi giden gelmiyor.”DELİ KIZIM UYAN” diye bekledim senelerce ama artık gitme vakti geldi. Söylenecek söz yok gidiyorum ben “HOŞÇAKAL”…"KADIN","ARTIK KISA CÜMLELER KURUYORUM"dedi usulca,"PERDELER"üstüne üstüne geliyordu sanki yükler vardı ardında,oysa"KELİMELER YETSE"ydi neler vardı aklında,bir de "CAN KIRIKLARI" izin verse gülümsemesine.
..
Gördüğüm rüyanın etkisinden olsa gerek garip bir hisle uyandım bu sabah ya bugün o günse, hayatın son günüyse içimi korku sardı bu sabah sevdiğim şeyleri düşündüm sevdiğim insanları gördüğüm ve görmediğim yerleri son kez uyandıysam ve yapamadığım şeyler varsa içimi korku sardı bu sabah ya çok yalnızsam ya da bomboşsam zaten bıkmışsam zamanı harcamışsam sen, ben, o herkes aynı hikayede başı ve sonu aynı gerisi farklı bir yerden tutunduysak hayata boşa geçirmemeli, bırakmamalı derdimiz, yaramız acılarımız farklı olabilir gözyaşlarımızın tadı aynı değişik, çok başka gibi gözüken yaşamlar varsa da pişmanlık herkes için acı olmalı
SEVEBİLME İHTİMALİ
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra.. Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi.. Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri. Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.. Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.. Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordum bir süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde Otobüs oluyordum Bir ülkeden bir iç ülkeye Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum. Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin Korkuyordum Sonra iniyordum otobüsten Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum. Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda.. Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim
Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!
Bile bile girdim bu oyuna. Ne olursa olsun hep dışında kalacağımı bile bile, beni oyununa al istedim.
Bir kenarda durup senin yaşamını izleyerek sessizce sıramı bekledim. Ve hep sevdim seni. Sen gülerken, ağlarken, severken, kanarken, kanatırken, orada öylece durup sevdim seni. Elimden de başka birşey gelmedi.
Hiç şikayet etmedim senden. Hiç şikayet etmedim sevginden. Hiç şikayet etmedim sevgisizliğinden. Asla sevilmek için sıramın gelmeyeceğinden.
Bilerek girdim bu oyuna. Ve çıkıp gitmeyi, seni bırakmayı, seni artık sevmemeyi göze alamayacağıma göre şikayet etmeye de hakkım yoktu.
Kendimce sebepler buldum. Kendimce haklar verdim, kendimce haklar aldım kendimden. Sadece küçük bir ihtimal için kendimce senin oyunlarınla savaştım.Senin hayatın tüm gerçekliğiyle sürüp giderken gözlerimin önünde, ben kendime yalanlardan bir yaşam yarattım.
Hiç şikayet etmedim. Hiç suçlu aramadım. Çünkü ben bunları sadece kendim için yaşadım.
Kendim için sevdim seni. Seni sevmek beni yaşama yakın tuttuğu için. Seni sevdikçe kendime bağlandığım için. Seni sevdikçe herşeyi sevdiğim için.
Ben bunları kendim için yaptım.
Hiç bir zaman bir hayatım olmayacağını bile bile. Senden bir hayat istemeye hakkım olmadığını düşüne düşüne. İçten içe beni çok sevmeni isteyerek ve bunun hiç olmayacağını bilerek sevdim seni.
Elimden de başka bir şey gelmedi.
Sonra yoruldum orada öylece durmaktan. Dahil olmadığım bir yaşamı izleyerek içindeymişim gibi davranmaktan. Yoruldum dışarıda kalmaktan. Buna hakkım yoktu farkındaydım. Çünkü ben bunları kendime, kendim yaptım.
Zor zamanlarında elinden tutarken bunun bir anlamı olmadığını bile bile yaptım. Sen ağlarken kanayan yüreğimin yalvarışlarını duymayacağını bile bile sarıldım sana. Sen hayattan vazgeçerken umurunda olmadığını bile bile yalvardım. Sadece bir an için seni mutlu edebilirsem, dünyanın en mutlu insanı olduğum için çırpındım seni mutlu etmek için.
Sadece kendim için.
Aciz bir aşktı bu. Bencil bir aşktı bu. Çaresiz ve imkansız bir aşktı bu.
Ama yine de çok büyük bir aşkla yaşadım bunları.
Sadece kendim için yaşadım.
Yoruldum sonra. Sen de benim için birşeyler yap istemeye başladım. Benim için yapacak hiç birşeyin olmadığını bile bile istedim.
Mesela sevebilirdin beni.
Seni sevdiğim kadar olmasa da sevebilirdin, az da olsa, bir anlık da olsa, gücün ne kadarına yetiyorsa
Kapıyı anahtarla açmayı sevmiyorum Zili çalmalıyım ve sen açmalısın kapıyı ‘’Hoş geldin canımmm..’’ deyip boynuma sarılmalısın Uzun uzun öpüşmeliyiz kapı aralığında, Elelele tutuşup içeri yürümeliyiz
Sen biçırpıda sıralamısın; Belki de üçü önemli otuzbeş kırk haberi birden ’’Sular yoktu bütün gün biliyormusun’’ Demelisin mesela. ’’Yemeği ocakta unutup yakmamışmıyım pilavın dibini Sonra da tüpgaz bitti alay eder gibi’’ demelisin mesela. Adları da saçları gibi hep birbirine benzeyen ortaokul arkadaşların Çatkapı yapmış olmalı aniden ve öğlen. Annen aramış yakında geleceklermiş Bana da selam söylemişmiş olmalı mesela. O kadar işinin arasında, Camları da silmiş serinmiş olmalısın. Eskilerini eskiciye verdim,o eski mintanlarını filan demelisin Pilastik leğen, mandal bi de faraş almış olmalısın karşılığında Bi gündüz yayınında faydalı en az on şey öğrenmiş olmalısın Çıkmayan lekeleri kolayca çıkarmaya Şarap şişelerini kolayca açıp, Boş şişelere mumlar damlatıp dekor yapmaya Bi ton faydalı şeyler
Ben mutlaka; ’’yaaaa öylemi olmuş’’ Diyeceğin haberler varmeliyim sana Süratle beni kızdıracak bişeyler yapmalısın Ben zaten seni kızdıracak bisürü şey yapmış olmalıyım dışarda Gözüme bakıp anlamalısın yediğim herzeleleri Sen anlamazlıktan gelmelisin hepsini Yüzlememelisin yine de Usulca utanmalıyım Anladığını anlamazdan gelmeliyim Anladığını anladığımı anlamamalısın Bu böylece sürüp gitmeli bi vakit
Ben yine herzamanki gibi, yarın rejim yapmaya Spora başlamaya, sigarayı artık bırakmaya karar vermeliyim. Sen bikaçgüne kadar bi iş bulup artık çalışmaya, Bi ev bulup oraya geçmeye Hayatına bi çeki düzen vermeye, karar vermelisin
’’Çay koyyyy’’ yapmalı, yine ben hatırlatmalıyım Radyo yine tuhaf şarkılar çalan bi gavur kanalına ayarlı olmalı Televizyon yine senin kanallarına kilitli Ve kül tablaları, çay tabakları yani Firar etmiş olmalı ortalıktan yine
Gözlerinde güzellikten başka Güzellikten başka bişey yokmuş gibi Sıkıntı yüklü, soru yüklü bakışları görememeliyim Sevgimin büyüklüğü herşeye yeter sanmalı Hiçbi bunaltını anlamayacak kadar dangalaşmalıyım İkide bi sözlerini kesip,çocuksuluğunu Saflığını, yalınlığının sularını kurutup Ciddi, akarlı, kerametli konulara davet etmeliyim seni.
Ve bigün.... Bigün çekip gitmelisin evden Gitmenle anlamalıyım; Bu ev sevdasız olana bol gelir, Yürü yürü bitmez koridorlar Evin manzarası karanlığa göz kırpar, Bu evde tek başına yaşayanlara, köpekler bile havlamaz bahçede Çay pişmez, yemek yenmez Sigaranın bile tadı kaçar Dışarda itiş kakış kalabalıklarda yiter gider evin sahibi Kendini arayıp arayıp bulamaz Merhabaların da anlamı kalmadığından; Kimselere selam verip alamaz Denizde,karada,yatakta; Hiçlik solukları alıp verir
Bi şiirin dizeleri okunur kitaptan Şair sankimde bilmiş gibi; ’’Düşmesin bizimle yola evinde ağlayanların gözyaşlarını boynunda ağır bi zincir gibi taşıyanlar, çekilsin yolumuzdan kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar’’ yazmıştır.
Şiire de, şaire de, yaşama da kızılır Kapının önüne gelinir Alışkanlık icabı kapı çalınır Yalnızlık pusuya yatmıştır içerde Duyar, ama açmaz kapıyı Neden sonra hatırlarsın Anahtarını çıkarırsın Kapıyı anahtarla açmayı sevmiyorum be...
Yalnızlığımı sevmiyorum Ben yalnız, ben yalnız seni, yalnız seni ÇOK... VE ÇOK....VE ÇOKKKKK... SEVİYORUM!... savaş ay
UTANDIM Hayallerimi yaktım tütsü misali Ellerimde bıraktığın kokuyu duydum Tenine haram değdi ya Ben bu bedenden utandım
Anılara selam verip seni andım Gittiğini anladığımda Aşkları çöp bidonlarına saldım Ben seni sevdim ya Sana olan sevgimden utandım
Çocukluğum geldi aklıma Ağladığım günler girdi kanıma Ben sana ağladım ya Ben bu gözlerden utandım
Yağmurlar dansa kaldırdı düşlerimi Hayallerim çıkmaz sokaklarda çaresiz Sana umutlarımı verdim ya Hayallerimin tükendiğine utandım
Ağladım günlerce gecelerce Gidişin mıh gibi böğrümde düşünce Ben sen sen diye inleyince Dualarımdan utandım
Kapılar çaldı sen sandım Umutlar besledim kendimi yaktım Sen ellere gidince umutlarımdan utandım
Beklemeyi örgendim geçmeyen zamanda Sensizliği oturtup karşıma Seninle içerken Dudaklarımdan utandım
Bana sarılmadan uyuyamazdın Aşk aşk diye bana ağlardın Başkasının koynundaki kahkahaları duyduğumda Sensiz olmuyor diye ağlayan senden utandım
...alıntı...
Neylersin Bazen acı dinmez, bazen de yağmur Sevgilim gülümse, her şey unutulur Suskunuz bu akşam üstü Hasrete yanmışız, neylersin Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye Kalırsa, sadece o hüzün kalır.. Sen de anladın ki yapa-yalnızız... Buluşmamız yasak, Görüşmemiz uzak... Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız, Neylersin... Ah güzelim, İncinmiş bir sesi vardır yağmurun; Yanaklarına vurduğunda hissedersin. Ve bir veda sözcüğü, saçlarına, Titreyen bir öpücükle dokunduğunda; Bu anı dondurmaya yetmez nefesin. Bir film sahnesi gibi Akar gider ayrılık, Neylersin... Biz zaten hiçbir romanda Kendi hayatımıza rastlamadık. Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı. Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı. Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız. Oysa tuttuğumuz balıkları bile Yeniden denize bağışlamıştık. Biz, hayata dair Hiçbir yanlış yapmamıştık... Neylersin... Biz bu sonucu haketmedik, Hayır, etmedik... Ömrümüz bu talana lâyık değildi. Bazen acı vurdu, bazen de yağmur Hiç gülmedi yüzümüz, Hiç büyümedi gülümüz... Bizi yalnızca akşamlar kucakladı, Biliyorsun, Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz... Bir gün, bu öykünün sonuna gelince Ansızın desem ki: hoşça kal canım! Unutursun, Mecburen unutursun... Yıldızlar söner, bu aşk da biter! Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız. Neylersin... Ah bebeğim, ah.. Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının, Dudaklarına sızınca farkedersin. İçindeki vurgun aşklar mezarlığında, Ayrılık, ölümden üste yazılınca, Gideni durdurmaya yetişmez sesin... Bir inme gibi dolaşır bedeninde pişmanlıklar, Neylersin... Biz zaten hiçbir sinemaya Tam vaktinde yetişemedik. Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı. Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı. Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi. Oysa Nuh'un Gemisi'nde bile Bize yer kalmamıştı. Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı. Neylersin... Biz bu aşkı sürdüremezdik, İnan, sürdüremezdik... Kalbimiz bu heyecana müsait değildi. Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur... Unutmasan bile artık Unutur gibi yapacaksın. Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda, Hiç bitiremediğim Bir şiir olarak kalacaksın...
YUSUF HAYALOĞLU
alıntı...
BEN SANA MECBURUM BİLEMEZSİN
Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun.
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun.
Belki haziran da mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin.
Atilla İlhan.+
ANLATAMIYORUM
Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Göz yaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum...!
Gözlerine Şiirler Dökeceğim
Seni bir gün seveceğim Haberin bile olamayacak... Yalnızlığımı resminle paylasacağım Anlamayacaksın... Gözlerine şiirler dökeceğim Okumayacaksın... Her şey istediğin gibi dostça kalacak Bir gün yollar ayrılırsa Vedasız çıkacağım hayatından Gittiğimi farketmeyeceksin Dedim ya haberin bile olmayacak Acılarının ortağı mutluluğunun Parçası olacağım etkilenmeyeceksin Belki sende seveceksin O zaman ben olmayacağım yanında Üzüleceksin... Anılarda ara beni yalancı saatlerde Sonbaharda bul beni Seviştiğimiz gecelerde! İstemiyorum... hayır! Sevme beni yakışmaz Yabancıyız dedik ya bir kere.. Ne aşkımsın sen ne de arkadasım Sen bir yalan sen bir masal Sen benim en saklı hikayemsin Anlatamadığım... Başlangıcını bılmediğim geleceğini kestıremediğim sen en huzunlu kafıyelerımde yasıyorsun sen benım en rısklı şiirimsin sonunu getıremediğim... dalınca resimlerine bır tuhaflık sarıyor anlayamıyorum... bazen cosuyorum bazen de hissizim sana dair ne zaman cevap bulur bu soru bılmıyorum bildiğim senı bır gun seveceğim farkedemeyceksin... aylar mevsimler yıllar gececek belki unutulacak yuzum aldırmayacağım... ama hep içimde kalacak o en tatlı hüzün... adı hiç olmayacak sensız gecelerin ben bu dizeleri yasarken sen uyuyor olacaksın sızlamayacak için... geceler üşütecek belki de beni yalnızlık üstüme devrilecek saatler yokluğunu vuracak çayımı yudumlarken açacağım penceremi gözlerin çağıracak uzaklardan gelmeyeceğim..... elbet bu kente kış gelecek aylardan ocak üşüyeceğim sen gittiğinde bu sokaklara karlar yağacak seni bir gün seveceğim haberin bile olmayacak.... bilmem nereye kadar gıder bu bilinmezlik bu avuntu surer mi yıllarca? yarına bir sey kalmaz belki... belki de hiç beklenmedik anda doğar o güneş sakıncalı bir hayalsin sen gerçekleşmesini istemediğim ve sokmuyorum senı gecelerıme en guzel ruyamsın sen yasarken gormediğim... ellerımı saclarında gezdirdiğimde hıssetmeyecek adına beste yaptığımda dınlemeyeceksin.... ve bu şiiri ben dahil kımse okumayacak seni bir gun seveceğim haberin bile olmayacak.....
ve gun gelecek senı sevdiğimi yaralı akşamlara doktuğum mısralara en aydınlık sabahlara söyleyeceğim ama sana asla.....!

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım..
Fakat,hakkedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

Ben, arkandan sadece baktım. Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana. Konuşamadım...
Gittin... Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım...
Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım...
Gittin... Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım...
Gittin... Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım...
Gittin... Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine, Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım...
Gittin... Bir şey söyledin mi giderken? "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi? "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyorduki. Duyamadım...
Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım...
Gittin... Unutulanların arasına katılmalıydım Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım...
Gittin... Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi. Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni, Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde, Bil ki; seni Unutamadım...
Yalniz Olanlara; Ask bir kelebek gibidir,pesinden kostukça hep senden kaçar.. En iyisi birak uçsun, inan ki hiç beklemedigin bir anda gelip omzuna dokunuverir...Ask mutlu eder, bazen de üzer ama ask özeldir, askini hak eden birine sunarsan eger..
Sevgilisi Olanlara; Askin amaci birileri için "mükemmel insan" olmak degildir,seni mükemmellige en çok yaklastiracak insani bulmaktir..

Capkinlara; Sevmedigin birine asla "seni seviyorum" deme.. Içinde olmayan duygulardan varmis gibi sözetme..
Kimsenin hayatina kalbini kirmak için girme..Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme,cünkü birine verebilecegin enbüyük aci, asik olmadigin birini kendine asik etmektir...
Evli Olanlara; Seven insan "senin hatan"yerine "özür dilerim" diyendir... "neredesin" yerine "ben buradayim" diyendir.. "nasil yaparsin" yerine "niyeyaptigini anliyorum" diyendir.. ve ask "keske" yerine daima "iyi ki"diyendir...
Kalbi KirikOlanlara; Kalp yarasi siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer ve ilaci bu aciya alismak degil, ondan ders çikarabilmektir.
 Asik Olmaktan Korkanlara; Aska düs ama tökezleme,anlama bekleme, paylas ama isteme,yaralan ama asla aciyi içinde büyütme...
 Sevdigini Fazla Sahiplenenlere; Sevdiginin bir baskasiyla mutlu oldugunu görmekten daha aci bir sey varsa,o da sevdiginin seninle mutsuz oldugunu görmektir..
 Askini Itiraf Etmeye Cekinenlere; Sevdiginden ayrilinca ask aciverir,sevdigin seni terk edince daha da çok aci verir ama en acisi, onu ne kadar sevdigini bilmesine hiç firsat vermemektir..
 Dönmeyecek Birini Hala Bekleyenlere; Hayatin en hüzünlü ani, deli gibisevdigin insanin buna hiç degmedigini gördügün andir ve en büyük kaybin onun için harcadiginyillardir...Senin askini su gün hak etmeyen, belki 10 sene sonra yine haketmeyecektir...
 Birak, gitsin...
|