BJK35 的个人资料beşiktaşli... Yalan Yo...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


8月22日

Sewmem Deme...!

 

VATANIMMMM

Kimse söndüremez tüter bu ocak,
Adı türktür Bu vatanın türk kalacak.
Şehit ve gazi bedelidir bu şanlı bayrak,
Adı Türk'tür bu vatanın türk kalacak.

Nice şehitler vermiş bu toprak,
Sahiip çıkılacak vatan ve bayrak.
Tüm gençlik vatan bekçisi olacak,
Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak.

Her şafakta bir ışık parlayacak,
Tüm gençlik ona sahip çıkacak.
Türk gençliği uşak olmayacak,
Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak.

Düşman karşısında birlik olacak,
Barış ve kardeşlik ülkümüz olacak.
Huzuru bozana dünya dar olacak,
Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak.

Yüzlerce Cemal gazi olacak,
Binlerce Mehmet Şehit Olacak.
Tüm gençlik nöbet tutacak,
Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak.

 

SEWMEM DEME!

 BİRGÜN SENDE SEWERSİN

HEMDE

ÖLESİYEEE!!!

 

 

  28 Haziran

DUYGU UYARILARI !

BU YALNIZ OLANLARA;
AŞK BİRKELEBEK GİBİDİR,PEŞİNDEN KOŞTUKÇA HEP SENDEN KAÇAR.EN İYİSİ BIRAK UÇSUN.İNAN Kİ HİÇ BEKLEMEDİĞİN BİR ANDA GELİP OMZUNA DOKUNUVERİR.AŞK MUTLU EDER,BAZEN DE ÜZER,AMA AŞK ÖZELDİR.AŞKINI HAKEDEN BİRİNE SUNARSAN EĞER!
BU SEVGİLİSİ OLANLARA;
AŞKINAMACI BİRİLERİ İÇİN "MÜKEMMEL İNSAN "OLMAK DEĞİLDİR.SENİ MÜKEMMELLİĞE EN ÇOK YAKLAŞTIRACAK İNSANI BULMAKTIR.
BU ÇAPKIN OLANLARA;
SEVMEDİĞİN BİRİNE ASLA "SENİ SEVİYORUM" DEME.İÇİNDE OLMAYAN DUYGULARDAN VARMIŞ GİBİ SÖZ ETME.KİMSENİN HAYATINA KALBİNİ KIRMAK İÇİN GİRME.SEVGİ DOLU BAKAN GÖZLERE ASLA YALAN SÖYLEME.ÇÜNKÜ BİRİNE VEREBİLECEĞİN EN BÜYÜK ACI , AŞIK OLMADIĞIN BİRİNİ KENDİNE AŞIK ETMEKTİR.
BU EVLİ OLANLARA;
SEVEN İNSAN SENİN HATAN YERİNE ÖZÜR DİLERİM DİYENDİR.NERDESİN YERİNE BENBURDAYIM DİYENDİR.NASIL YAPARSIN YERİNE NİYE YAPTIĞINIANLIYORUM DİYENDİR.VE AŞK,KEŞKE YERİNE DAİMA "İYİ Kİ"DİYENDİR.
BU EVLENMEK İÇİN GÜN SAYANLARA;
BİR KADIN VE BİR ERKEĞİN BİRBİRLERİ İÇİN NE KADAR UYGUN OLDUĞU, BİRLİKTE GEÇİRDİKLERİ ZAMANIN DEĞİL, BİRBİRLERİNE DUYDUKLARI AŞKIN NE KADAR SÜRDÜĞÜYLE ANLAŞILIR.
BU KALBİ KIRIK OLANLARA;
KALP YARASI SİZ KANATMADAN VAZGEÇİNCEYE KADAR SÜRER VE İLACI BU ACIYA ALIŞMAK DEĞİL, ONDAN DERS ÇIKARABİLMEKTİR.
BU AŞIK OLMAKTAN KORKANLARA;
AŞKA DÜŞ, AMA TÖKEZLEME , ANLA AMA BEKLEME, PAYLAŞ AMA İSTEME , YARALAN AMA ASLA ACIYI İÇİNDE BÜYÜTME.
BU SEVDİĞİNİ FAZLA SAHİPLENENLERE;
SEVDİĞİNİ BİR BAŞKASIYLA MUTLU OLDUĞUNU GÖRMEKTEN DAHA ACI BİRŞEY VARSA O DA SEVDİĞİNİN SENİNLE MUTSUZ OLDUĞUNU GÖRMEKTİR.
BU AŞKINI İTİRAF ETMEYE ÇEKİNENLERE;
SEVDİĞİNDEN AYRILINCA AŞK ACI VERİR.SEVDİĞİN SENİ TERK EDİNCE DAHA DA ÇOK ACI VERİR AMA EN ACISI , ONU NE KADAR SEVDİĞİNİ BİLMESİNE HİÇ FIRSAT VERMEMEKTİR.
VE BU DA DÖNMEYECEK BİRİNİ HALA BEKLEYENLERE;
HAYATIN EN HÜZÜNLÜ ANI DELİ GİBİ SEVDİĞİN İNSANIN BUNA HİÇ DEĞMEDİĞİNİ GÖRDÜĞÜN ANDIR.VE EN BÜYÜK KAYBIN ONUN İÇİN HARCANAN YILLARDIR.SENİN AŞKINI ŞU GÜN HAKETMEYEN , BİL Kİ 10 SENE SONRA YİNE HAKETMEYECEKTİR.BİRAK GİTSİN.
(ANONİM:)

 

 

GERÇEKTEN AŞIKMISINIZ?

                     GERÇEKTEN AŞIKMISINIZ?????

 

 

Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye kalbiniz deli gibi çarpmaya başlıyorsa...
Bu aşk değil !
.... HOŞLANMAKTIR....


Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak sarılmak istiyorsanız
Bu aşk değil !
....ARZULAMAKTIR....


Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız....
Bu aşk değil !
....YALNIZLIKTIR....



Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız...
Bu aşk değil !
....SADAKATTİR....


Size sıcak yakın davrandığı için onunlaysanız.
Bu aşk değil !
....KENDİNE GÜVENSİZLİKTİR....




Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız...
Bu aşk değil !
....ACIMAKTIR....

Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız
Bu aşk değil !
....ARKADAŞLIKTIR....



Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi söylüyorsanız..
Bu aşk değil !
....KOCA BİR YALANDIR....




Onun iyiliği için kendinizden çok şey feda edebiliyorsanız
Bu aşk değil !
....YARDIMSEVERLİKTİR....




O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa
....İşte bu AŞKTIR....



Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamadığınızı düşünüyorsanız.
....İşte bu AŞKTIR....


O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı hissedebiliyorsanız..
....İşte bu AŞKTIR....



Başkalarını da çekici bulmanıza rağmen hiç pişmanlık duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsanız.
....İşte bu AŞKTIR....

 

 

ölüyorum

Unutulur mu gökyüzü
Yitirir miyim bu gülyüzü
Birer birer neyim kalır geriye baksam da
Solar mıyım gündüz gece
Güneşim yoksa bu son hece
Birer birer neyim kalır geriye baksam da
Zehirlendi dudaklarım
Çocukken nasıl ağlardım
Birer birer neyim kalır geriye baksam da

Ne kaldı bak ellerimde
Biliyorum gülüyorsun
Her adımım daha derine
Ölüyorum...

Törpülenmiş tırnaklarım
Güçsüzdüm ben de avlandım
Birer birer neyim kalır geriye baksam da
Her şeyim olmuş bilmece
Çözdükçe gördüm işkence
Birer birer neyim kalır geriye baksam da
Bir başıma kaldım şimdi
Nerde hata yaptım bilmem ki
Birer birer neyim kalır geriye baksam da

Ne kaldı bak ellerimde
Biliyorum gülüyorsun
Her adımım daha derine
Ölüyorum...

 

 

 

BİR YAZ GÜNÜ VE SEN...

Gecenin gözleri kördür kumsalda
Ağaçların renkleri
Denizin mavisi
Zordur akköpüklü dalgalara adını yazmak
Boşunadır martının uçmasını beklemek

Sabahın beşinde yüzmek denizde
Bir başına uzanmak sereserpe kumsala
Güneşin doğuşunu seyretmek uzun uzun
Martılar uçmak üzere
Zamanı beklediğimizin

Güneş doğdu aydınlandı ortalık
Sıcaklık deniz damlalarını kurutuyor tenimde
İyot kokusu genzimde, yosun kokusu
Martılar da uçuyor artık
Deniz kumsalı öpmeye başladı
Şimdi sevişmek zamanı

Şimdi sevişmek zamanı ama sen yoksun
O kadar çok ten var ki kumsalda
Kumsal ten kaynıyor, beden yanıyor
Bir seninle tensel uyuşurum ben
Sen olmazsan nasıl sevişirim
Tensel uyuşmazlığım var başkasıyla
Kan uyuşmazlığı gibi
Tenimde sen yanıyorsun, içimde ben
Ama sen yoksun

Bir martı gelmek istedi yanıma
Başka bir adam uzanmış yanımdaki şezlonga
Gözleri bende çapkınca bakıyor, gülümsüyor
Ben dalmışım denizin derinliğine
Menekşe gözlerimde bir hüzün bulutu
Buzmavisi dalgaların serinliğinde
Tenimde sen yanıyorsun, içimde ben

Tekneler geçiyor şimdi birer birer
Adalara, koylara gidiyorlar
Ben burada yalnızım onlar da biliyorlar
İstediğin kadar sen yan tenimde
Tekrar giriyorum denize serinlemek için
Yüzüyorum sağır ufuklara doğru ağır ağır
Tenimde sen sönüyorsun, içimde ben yanıyorum

Şimdi sevişmek zamanı
Sevmek, sevilmek, tutkuyla bağlanmak
Bu altın sarısı kumsal, bu buzmavisi deniz
Bu pırıl pırıl gökyüzü kolay bulunmaz
Ayakları denize paralel kanat çırpan bu martı
Ha bir eksik olmuş ha bir artı
İnan ki fark etmez; şimdi sevişmek zamanı

Denizden kumsala çıkıyorum doğruca duşa
Duşta denizsuyu akıyor bedenimden
Oradan doğruca dalıyorum havuza
Bar karşıda, bir kulaç, bir kulaç daha
Hadi barmen bir kokteyl büyük bardakta
Önce bir şişe su ver soğuk olsun
Tenim soğusun, içim soğusun
Bu yaz günü, bu sıcak, bu tatil köyü
Nedense bende hep çağrıştırıyor aşkı
Su tenimden akıyor, sen içimden
Ben havuzda serinledim, seninleyim ama
Şimdi sevişmek zamanı
Tenimde sen yanıyorsun, içimde ben

 

AŞIRI DOZDA SEN ÇEKTİM İÇİME, BENLİĞİM KAYIP..

Eğer sen benden önce ölecek olursan
O’ na arkadaşımı da getirebilir miyim diye sor
Eğer sen yüz yaşına kadar yaşayacak olursan
Ben ondan bir gün eksik yaşamak isterim ki
Bu dünya da sensiz bir günüm olmasın.
Gerçek dostluk sağlık gibidir
Kıymeti ancak kaybedince anlaşılır
Babam her zaman derdi ki ölürken
Beş tane dostum var diyebiliyorsan
O zaman anlamlı bir yaşam sürmüşsün demektir
Gerçek dost
Herkes senden uzaklaşırken
Senin yanına gelendir.
Eğer bütün arkadaşların
Kendilerini bir köprüden atacak olsalardı
Ben onlarla birlikte atlamaz
Aşağıda beklerdim ki onları tutabileyim
Gerçek bir dost iki elinizle sımsıkı sarılır.
Ben sana sende bana yaslanırsan
İkimizde güvende oluruz
Arkadaşlık
İki bedende tek kafa olabilmektir.
Önümde yürüme takip edemeyebilirim
Arkamda yürüme seni doğru yönlendirmeyebilirim
Dostum olman için daima yanımda yürü.
Söylediklerini her kez duyar
Ama dostlar söylediklerini dinler
Gerçek dostlar ise söylemediklerini de dinler
O zaman anlamlı bir yaşam sürmüşsün demektir
Arkadaş
Kalbindeki melodiyi bilen
Ve
Sözlerini unuttuğunda
Onu sana mırıldanandır.
Hayatta hepimiz farklı yönlere yürürüz
Ama nereye gidersek gidelim
Beraberimizde birbirimizden bir şeyler götürürüz.
Her yabancı bir arkadaş adayıdır
Arkadaşlar ise,
Yaşam salatasını zenginleştiren peynir parçacıklarıdır………….

ALINTIDIR...

 
 
Nazım’ı Anlamak

Konak Pier’de ölmek
Bir gemiye bindirilmek
Boatanlı’da iskelenin dibine gömülmek demek
Nazım Hikmet’i anlamak demek…

Pier Loti’de kafayı çekmek
Elleri bağlı Bursa mahpushanesinde sabah etmek
Güneşle kucaklaşmadan gitmek
Hasret çekmek demek
Nazım Hikmet’i anlamak demek…

Sevmek demek vatanını
Öz oğlundan fazla
Her insanı aynı sevmek demek
Nazım Hikmet’i anlamak demek

Anadolu’nun üzerinden
Bir Tupolev ile geçmek
Ama toprağın kokusunu içine çekememek demek
Nazım Hikmet’i anlamak demek…

Bir ömür hasret mektubu yazıp
Bir ömür vatan hasreti çekmek
Rusya’da ölüp
Moskova’ya gömülmek
Hasret olduğu Anadolu toprağında olmasa bile
Başucundan o topraktan bir çınar büyütmek demek
Nazım Hikmet’i anlamak demek…

 

Murat Gevrek

 

Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi

 Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi

 Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi

 Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi

 İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık içimde kımıldayan birşeyler gibi

 Seviyorum seni Yaşıyoruz çok şükür der gibi. 

 

BULUT MU OLSAM

Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.

Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa? ..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

N.HİKMET RAN

 

Belki Ben

Belki ben
o günden
çok daha evvel,
köprü başında sallanarak
bir sabah vakti gölgemi asfalta salacağım.
Belki ben
o günden
çok daha sonra ,
matruş çenemde ak bir sakalın izi
..........
..........

 

Nazım Hikmet Ran

 

HOŞGELDİN KADINIM...!

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını basdın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.

N.HİKMET RAN

 

  

SEN.. ..

En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
Düşmanımdır ikisi..
Sana gelince...
Yazıyorsun..
Okuyorum..
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!..
Ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
Kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri..
Sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
Satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için...
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
biri ötekisi...
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz..

N.HİKMET RAN

 

 

  SENİ DÜŞÜNÜYORUM

Seni düşünürüm
Anamın kokusu gelir burnuma
Dünya güzeli anamın

Binmişsin atlıkarıncasına içimdeki bayramın
Fırdönersin eteklerinle saçların uçuşur
Bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü

Sebebi ne
Seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın
Sen böyle uzakken senin sesini duyup
Yerimden fırlamamın sebebi ne?

Diz çöküp bakarım ellerine
Ellerine dokunmak isterim
Dokunamam
Arkasından camın
Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm
Alaca karanlığımda oynadığım dramın 

N.HİKMET RAN

 

 

 

İkimiz

İkimiz de biliyoruz, sevgilim,
öğrettiler:
aç kalmayı, üşümeyi,
yorgunluğu ölesiye
..........
..........

 

Nazım Hikmet Ran

 

 

 

Bırak Doktor, Varsın Çatlasın Bu Yürek

kaç kere beraberce yazmışız şiirlerimi
kaç kere mavi dumandan avuçlarına onun
koymuşum yanan başımı
sanmıyorum kötülük edeceğini bana
ama ilminize hürmeten
ve güzel hatırınız için Lidi Vanna
peki terkedeyim tütünü;
mapushane yoldaşımı

peki Lidi Vanna kafayı çekmeyeyim
ne şarap , ne votka , ne rakı
hatta yılbaşı gecesi
bayramlarda hata
hatta Kosti'nin doğumgünü . .
zaten evet en kolayı bu ,
kırk yıl içmesem aklıma gelmez meret

peki saat on dedi mi
yatrayım yatağa hasta kalbimi
çocuklarla kuşlarla beraber
halbuki mesela geç vakit , geceleyin
kışın hele
rahatsız etmeden büyük uykudaki insanı
usulcacık geçip Kızıl Meydan'ı
dolaşmaya bayılırım
rıhtımında Moskova nehrinin . .
yahut da sabahlamaya Lidi Vanna ,
usta bir kitabın aydınlığında . .

peki en azından altı ay daha
yarin dudağından uzak durayım
zaten ayrılık var arada

anlıyorum Lidi Vanna , yoldaşım
yüksek emirlerinize riayet gerek
yoksa üçüncü bir enfarkt
ve el bombası gibi patlayıp dağılabilir yürek . .
anlıyorum fakat ;
"sevinç , öfke , keder
tütünden de diyorsunuz , uykusuzluktan da beter"
iyi ama doktorcuğum mesela ,
nasıl sevinmem dolu dizgin
gördükçe ben komünist
burda komünizmin elle tutulur hale geldiğini
yahut bu nisan ayında
Fransız seçimlerinde
en çok bizimkilerin oy aldığını?
benim akıllı doktorum , insaf edin , 
nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi?
çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin
sonra , mesela belki görmeyeceğim bir daha
anasıyla Memed'imi

kederlenmemek elde mi güzel gözlü doktorum , elde mi ?

sözün kısası Lidi Vanna , 
şefkatli emeğiniziboşa çıkaracağım diye kızmayın bana . .

BEN VEKARLI , SAKİN , VURDUMDUYMAZ BİR KAYA GİBİ
DENİZ KIYISINDA YAŞAMAYA SÖZ VEREMEYECEĞİM . .

BIRAKIN DOKTOR ,
YÜREK BU , BAKIN NASIL ÇARPIYOR 
ÇATLAYACAKSA 
ÖFKEDEN , KEDERDEN , SEVİNÇTEN
VARSIN ÇATLASIN 
 
N.HİKMET RAN 
 
SEVİYORUM SENİ
Seviyorum seni 
ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini
neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.
N.HİKMET RAN 
 
Yine Yağmur Üstüne
Serçe kuşları gibi yağmur
çinko dama serptiğim
		ekmek kırıntılarını
		telâşlı telâşlı, tıkır tıkır.
serçe kuşları gibi yağmur.
N.HİKMET RAN 
 
 
...
 
Yaşamaya Dair
1

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
                           bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
                           yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
                     beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
                                       insanlar için ölebileceksin,
                     hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
                     hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
                     hem de en güzel, en gerçek şeyin
                                            yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
                                               yaşamak, yani ağır bastığından.

                                                             1947

YAŞAMAYA DAİR

2

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan
                   bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
                                       en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
                                    diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
                            yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
                        fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
                        belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki, hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla
                                       yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerde olursak olalım
             hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

                                                             1948

YAŞAMAYA DAİR

3

Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
                        hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
                        yani, bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hattâ bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
                            zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
                            "Yaşadım" diyebilmen için...

                                                            Şubat 1948
 
N.HİKMET RAN 
 
...
 
 
Seni Düşünmek
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.
 
N.HİKMET RAN 
 
 
...

HAYATI ISKALAMA LÜK$ÜN YOg $€nİN!!! \ NAZIM HİKMET

 

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına
inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat
olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya
hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı
neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile
karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her
zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi
halin cezanda indirim sağlamaz.


Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu
yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen
karşılığında mutlaka başka bir iddiayla
karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması
gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın,
güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
"Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur
aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine
engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik
yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak
için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o
lüksü sonuna kadar yaşasın.


Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak"
yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani,
yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu
hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir
eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken
de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin
sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif
verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında.
Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de
cabası....


Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun
asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip
de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın
sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter
ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda
duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o
zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler
değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

NAZIM HİKMET

 

 ...
 

 

  

YUMDUM GÖZLERİMİ 

 

Yumdum gözlerimi

Yumdum gözlerimi

Karanlıkta sen varsın

Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun

Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerin

Yumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim

Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar

Şimdi orda herşey seninle başlıyor

Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait

Ve sana ait olmayan

 

N.Hikmet RAN

 

 

 

HASRET
Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.

Yüz yıldır bekliyor beni
bir şehirde bir kadın.

Aynı daldaydık, aynı daldaydık.
Aynı daldan düşüp ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüz yıllık.

Yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından.

 
NAZIM HİKMET

dünyanın en tuhaf mahkumu



Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
       beş değil,
                yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
                       deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
                              senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
                  kabahat senin,
                              - demeğe de dilim varmıyor ama -
                  kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
Nazım Hikmet Ran
 
 
 
 

Üçüncü ŞahSın ŞiiRi

gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım


ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım


akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım
 
  Attila İLHAN

........................................................................................................................................................................................................................................ 

BEKİR NİHAT SEMAHAT

 

 

  • Bu şiir suya yazılmıştır
  • Bir hiç kimse için
  • Hesapsız ve ardından ağlanmadan
  • Öyle harap öyle yetim bırakılmıştır
  • Mor dağların kınalı bulutuna
  • Irmağın köpüğüne
  • Tarçın ağacının yapraklarına yazılmıştır
  • Bu şiir düşe yazılmıştır
  • Yorgun gecelerin nihayetinde
  • Yorulmadan kavgadan
  • İhaneti unutmadan, unutulmadan kayıtlardan
  • Bir muska gibi takılmıştır yüreğe bu şiir
  • Her zaman umut edilecek bir şafak kalmıştır
  • Yine de kalmıştır bir yerinde
  • Ekmek gibi sıcak
  • Su gibi aziz bir şeyi insanın
  • Bu şiir kahra yazılmıştır.
  • Vurulmuştur duvar dibinde Bekir
  • Duvarda yarım bıraktığı geleceği memleketin
  • Duvarda şarkıları, umudu ve kanı
  • Yani bedeli ettiği üç beş kelimenin
  • Kardeşi Nihat polis kolejinin ikinci sınıfında
  • Kız kardeşi Semahat örmecide sürmekdedir
  • Sefasını hayatın
  • Sabah ayazı cellat gibi kesmektedir adamı
  • Bir gazetenin üçüncü sayfasına düşmektedir
  • İşin hasılası
  • Kim bilecektir ki duvarın dibinde
  • Bir gül yaprağı gibi yatan Bekir'i bulmak
  • Sabah poaçaya çıkan Çankırılı Aliye kısmet olacaktır
  • Bu şiir hayra yazılmıştır.
  • Nihat koleji bitirip Polis olacaktır
  • Semahat örecektir kendi kaderinin ağlarını
  • Çankırılı Ali ne yapsın
  • Bekir'i kaldırıp yerden yüreğini soğuk
  • Poaçalarını sıcak tutacaktır.
  • Ağlamak kolay, ağlamak zor
  • Ağlamak yine analara yazılacaktır.
  • Her Allah'ın günü bahtlarını şivan düşe düşe
  • Ağlayacaktır analar
  • Olsun işte
  • Oğlu Nihat Polis olacaktır
  • Aslan gibi duracaktır ortada
  • Semahat bir koca bulacaktır
  • Bekir'se olmayacaktır evde
  • Her gece bir yıldız düşen kabrinde
  • Böyle sessiz yatacaktır.
  • Bu şiir bahta yazılmıştır
  • Kırılmıştır kalbi memleketimin
  • Suyun tadı kırılmıştır
  • Adamın adamlığı
  • Ne yazılmışsa doğrudur
  • Doğrudur Bekir'in duvara yazdıkları
  • Nihat'ın polisliği doğrudur
  • Ve Doğrudur Ferdi Tayfur'un yuvasız kuşları
  • Çankırılı Alinin günahı nedir
  • Ya Semahat saçını kimin için süpürge etmektedir.
  • Ve anaları neden her bir güvercin gördüğünde
  • Bir daha ölmektedir.
  • Bu şiir umuda yazılmıştır
  • Yine de sabah gün doğarken üstüne karanlığın
  • Sevebileceğimiz bir şeyler olacaktır.
  • Mesela Nihat Polis olacaktır
  • Semahat nur topu gibi bir oğlun doğuracak
  • Adını Aslan Bekir koyacaktır.
  • Bir şeyler olacaktır.
  • Umut da bizin hanemize bir şivan gibi
  • Bir çığlık gibi üleşecektir kan revan içinde
  • Yine de bu şiir
  • biraz kahra
  • biraz hayra
  • biraz suya
  • biraz bahta
  • Ama en çok
  • duvarda şarkısı ve kanı kurumayan Bekir'e yazılmıştır.

 

İbrahim SADRİ

  

    ASALET ÜSKÜ DARLI
Kimseler Görmesin diye Gözlerimde SEL SEL taşan YANLIZLIĞI, kİMSELER DUYMASIN DİYE SESİMİ ışık SIZMAYAN bir odanın KARANLIĞINA koydum. UNUTSUN BENİ DAĞLAR, unutsun beni yolar ,unutsun beyaz güller..Kayboldum DERTLERİMLE denizlerin

 

 

3 çeşit dost vardır;Birincisi ekmek gibidir her zaman istersin.İkincisi ilaç gibidir lazım olunca ararsın.3üncüsü mikrop gibidir

o gelir seni bulur.Allah herkesi mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın...! (amin)

8月14日

iştegeldioffyaa

 babam oğlum...!
Bu Akşam Sanki Hiç Ayrılmamış Gibi Hissetmek İstedim..
En Sevdiğim Kot Pantolonumla En Sevdiğim Lacivert Tişörtümü Giydim!
Güzel Bir Akşam Yemeği Hazırladım,Beraber Aldığımız Mumları Yaktım..
Şarap Açtım Bir Sana Bir Bana İki Kadeh Çıkardım!!
Sevgilim Ve Dostum..Babam,Oğlum..Arkadaşım,Aşkım Herşeyimdin Sen!!!!!!
Çok Zaman Geçti Gitti İkimizden
Özür Dilerim Seni Üzdüysem
Sadece Dinle Hiç Birşey Düşünmeden. Şimdi Bunlar Geldi İçimden!!
Bu Akşam Seni Çok Özledim!....Bütün Şarabı Tek Başıma İçtim
Kırgınlığım Bile Geçti,Kalmadı Şimdi Bunlar Geldi İçimden!
Bu Akşam Sanki Hiç Beni Kırmamışsın Gibi Hissetmek İstedim..
En Son Tatilimizi Düşündüm,Ayrılmadan 20 Gün Önce..
Dünyanın En Güzel Şehirlerinden Birinde Yürüdük Kilometrelerce,
İz Bıraktık Kaldırımlarda,Otelde,Caddelerde ...
Sevgilim Ve Dostum..Babam,Oğlum..Arkadaşım,Aşkım Herşeyimdin Sen!!!!!!
Çok Zaman Geçti Gitti İkimizden
Özür Dilerim Seni Üzdüysem
Sadece Dinle Hiç Birşey Düşünmeden. Şimdi Bunlar Geldi İçimden!!
Bu Akşam Seni Çok Özledim!....Bütün Şarabı Tek Başıma İçtim
Kırgınlığım Bile Geçti,Kalmadı Şimdi Bunlar Geldi İçimden!!
Bu Akşam Sanki Hiç Aldatmamışsın Gibi Hissetmek İstedim
Uyurken Bile Özlerdik Birbirimizi Delicesine!!
Düşündüm,Durdum,Sordum,Anlamadım Beraber Yaptığımız Şeyleri Andım!
Seni Sonkez..Özledim! Ve Bu Şarkıyı Yazdım

Image Hosted by ImageShack.us

 
                    

 

Göz Yaşlarına Esir Olma..Akıt Onları Nefretin Gibi
Bir Sır Ver Ta Derinden..Anlatsın Gözlerin Gizemini..
Ellerin Bedenimde Biliyorum Yasak Bize.
Gitmeden Belki Sonkez Dokun!Dokun Bana!
Sonsuz Aşk Yoktu Ya!
Ölüm Kapımı Çalmasada Kalbim Seni Bekler Gibi
Fırtına Öncesi Sessizliği Biz.Aşkın Esirleriyiz..
   Bir Kadın Üzülürse Üçümüzün Oyununda..
Bırak Ben Olayım,Atlatırım Zamanla.
   Birgün Gelir Belki Kavuşuruz Seninle
Meydan Okuruz Dünyaya,Kaybolan Geçmişe..!
Sonsuz Aşk Yoktu Ya! 
Ölüm Kapımı Çalmasada Kalbim Seni Bekler Gibi
Fırtına Öncesi Sessizliği Biz Aşkın Esirleriyiz!!
Image Hosted by ImageShack.us
 
 

Dün gece gökyüzünü izledim “AY” ilk defa bu kadar “YORGUN” görünüyordu , benim gibi onunda yarısı yoktu ; hali bana ismi sana benziyordu... Yine ben ve “SİGARA “ dumanından başka hiç bir şey yoktu odam da… Ve ”BUGÜN “ senin için, “SİL BAŞTAN” başlamak istedim.Gözlerimi açar açmaz başlamalıydım sensizliği kabul etmiş geleceğe… Önce “SAATİM ÇALMADAN” uyandım ve miskinliğimden kurtuldum…Evet bu sabah resmine bakıp “GÜNAYDIN SEVGİLİM” demedim...Ayna ya bakarken düşündüm acaba buda başarısız olduğum “OYUNLAR”dan biri mi olacak diye, sonra iyice baktım gözlerime ama bu sefer cesaretliydim “OYUNUN SONU” zaferle bitecekti.”KALBİM” de düşünmek istemiyordu artık seni , kurtulmak istiyordu içindeki “CAN KIRIKLARI” ndan.”NEREYE KADAR” sürecekti bu amansız ve acımasız “FIRTINA”?...; Ve bana haykırıyordu adeta dön artık bu çıkmaz yoldan , “AŞK” ı öğretmemi bekleme , “SANA BİLMEDİĞİN BİR ŞEY” öğretemem , o gidiyor sende artık “DURMA” hayallerinin yanına git unutma “KORKARAK YAŞIYORSAN” ruyalarınla ve umutlarınla kalırsın…Kötü bir annenin “ÜVEY” evladı gibi ömrün boyunca sahtesiyle yaşayıp gerçeğini beklersin.Kısaca “BU AŞK FAZLA SANA”… Evet kalbim haklıydı aynaya son bir kez daha baktım “GÖZLERİMİN ETRAFINDAKİ ÇİZGİLER” her şeyi anlatıyordu aslında.Adeta taşıyamadığım acılar oraya birikmişti.kuru ve yeterince büyük bir “OKYANUS” gibiydi… Artık zaman kaybetmemeliydim “GEÇMİŞE YOLCULUK” yapmayı daha çok isterdim ama o bile acı verecekti. Birden arkamı döndüm ve hızlı adımlarla dışarı çıktım.Bunu tek başıma başaramayacaktım “HERKES BİLSİN İSTEDİM” ve tanıdık tanımadık her keze ; o artık yok , unuttum , unuttum , unuttum diyecektim.Belki de mantıksızdı ama “ZAMAN GEÇİP GİDİYOR”du daha fazla dayanamıyordum.Bu yolda işe yaramayacaktı yine “MAYIN TARLASI"nda yürümeye çalışıyordum… Artık Gücüm Bitmişti “NEFESSİZ KALDIM” …Yanımda olsaydın “DAHA İYİ OLMAZMIYDI” … Yine sana dönmek zorundaydım yada senle beraber her şeye veda etmek…Fazla düşünmedim sensizde olsa “DÜNYA”,Gözüme “PERDELER” inene kadar seninle yaşayacaktım…Pişman olduğum şeyler vardı “YENİDEN DOĞUP GELSEM” boyun eğmezdim bu yok oluşuma.”DELGEÇ” gibi parçalayıp yok ederdim kaderi…Ama vazgeçmem lazımdı keşkelerden beni sadece ben kurtarabilirdim.Her şeyden vazgeçip gitmek istesem, “BURADAN GÖÇERKEN” yine yalnız gidecektim .Hep benimleler diye umutlandığım “İYİ GÜN DOSTLARIM” yanımda olmayacaklardı.. Beni yalnızca sen söküp alabilirdin bu çıkmazın içinden .İster sevgilim , istersen arkadaşım , “BABAM , OĞLUM “ gibi elini uzatman yeterliydi… ”ARTIK KISA CÜMLELER KURUYORUM” , konuşmak zor geliyor. ”İYİ - KÖTÜ” yaşadığımız hiçbir şeyi paylaşmak istemiyorum kimseyle…Sadece “AY IŞINĞINDA SAKLIDIR” o güzel anılarım diye düşünüyorum.Gökyüzü tüm sevenleri tanıyor ve “BİR KALP KIRILDIĞINDA” sadece sevenler için ağlıyor .İnan bana “GÖZ YAŞLARIMINIZIN TADI AYNI “.Sadece ikimiz için ve Hep “BEN ŞARKIMI SÖYLERKEN” yağıyor ”YAĞMURLAR”…O ağlıyor ben izliyorum ve anlıyorum “HER ŞEY İNSANLAR İÇİN”… O masum görünen “ÇAKIL TAŞLARI” parçalıyor kalbimi ….Kanım buz gibi ,hissediyorum ve durduramıyorum.Adeta “ÇOCUKKEN SAHİP OLDUĞUM KIRMIZI RUGAN AYAKKABILAR” gibi rengi.Yalnızlık hoş geldin diyor bana sinsi bir gülümseme ile ve sonra soruyor bile bile “SENİN ADIN NE” diye…O çürüteceğini sanıyor aşkımı ama bilmiyor ki ne “DEĞİRMENLER” öğütemedi kalbimi. .“VAZGEÇTİM DÜNYADAN” , ”BEN BİR MÜLTECİYİM” diye haykırıyor kalbim.... İmkansızda olsa ömrüm boyunca seni bekleyeceğim bana "BIRAK KADININ OLAYIM" diyene kadar...”YEMEN TÜRKÜSÜ” nün dediği gibi giden gelmiyor.”DELİ KIZIM UYAN” diye bekledim senelerce ama artık gitme vakti geldi. Söylenecek söz yok gidiyorum ben “HOŞÇAKAL”…"KADIN","ARTIK KISA CÜMLELER KURUYORUM"dedi usulca,"PERDELER"üstüne üstüne geliyordu sanki yükler vardı ardında,oysa"KELİMELER YETSE"ydi neler vardı aklında,bir de "CAN KIRIKLARI" izin verse gülümsemesine.

..   

 

gözyaşlarımızın tadı aynı...

Gördüğüm rüyanın etkisinden olsa gerek
garip bir hisle uyandım bu sabah
ya bugün o günse, hayatın son günüyse
içimi korku sardı bu sabah
sevdiğim şeyleri düşündüm sevdiğim insanları
gördüğüm ve görmediğim yerleri
son kez uyandıysam ve yapamadığım şeyler varsa
içimi korku sardı bu sabah
ya çok yalnızsam
ya da bomboşsam
zaten bıkmışsam
zamanı harcamışsam
sen, ben, o herkes aynı hikayede
başı ve sonu aynı gerisi farklı
bir yerden tutunduysak hayata
boşa geçirmemeli, bırakmamalı
derdimiz, yaramız acılarımız farklı olabilir
gözyaşlarımızın tadı aynı
değişik, çok başka gibi gözüken yaşamlar varsa da
pişmanlık herkes için acı olmalı

SEVEBİLME İHTİMALİ

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!

 

 

Bile bile girdim bu oyuna. Ne olursa olsun hep dışında kalacağımı bile bile, beni oyununa al istedim.

Bir kenarda durup senin yaşamını izleyerek sessizce sıramı bekledim. Ve hep sevdim seni. Sen gülerken, ağlarken, severken, kanarken, kanatırken, orada öylece durup sevdim seni. Elimden de başka birşey gelmedi.

Hiç şikayet etmedim senden. Hiç şikayet etmedim sevginden. Hiç şikayet etmedim sevgisizliğinden. Asla sevilmek için sıramın gelmeyeceğinden.

Bilerek girdim bu oyuna. Ve çıkıp gitmeyi, seni bırakmayı, seni artık sevmemeyi göze alamayacağıma göre şikayet etmeye de hakkım yoktu.

Kendimce sebepler buldum. Kendimce haklar verdim, kendimce haklar aldım kendimden. Sadece küçük bir ihtimal için kendimce senin oyunlarınla savaştım.Senin hayatın tüm gerçekliğiyle sürüp giderken gözlerimin önünde, ben kendime yalanlardan bir yaşam yarattım.

Hiç şikayet etmedim. Hiç suçlu aramadım. Çünkü ben bunları sadece kendim için yaşadım.

Kendim için sevdim seni. Seni sevmek beni yaşama yakın tuttuğu için. Seni sevdikçe kendime bağlandığım için. Seni sevdikçe herşeyi sevdiğim için.

Ben bunları kendim için yaptım.

Hiç bir zaman bir hayatım olmayacağını bile bile. Senden bir hayat istemeye hakkım olmadığını düşüne düşüne. İçten içe beni çok sevmeni isteyerek ve bunun hiç olmayacağını bilerek sevdim seni.

Elimden de başka bir şey gelmedi.

Sonra yoruldum orada öylece durmaktan. Dahil olmadığım bir yaşamı izleyerek içindeymişim gibi davranmaktan. Yoruldum dışarıda kalmaktan. Buna hakkım yoktu farkındaydım. Çünkü ben bunları kendime, kendim yaptım.

Zor zamanlarında elinden tutarken bunun bir anlamı olmadığını bile bile yaptım. Sen ağlarken kanayan yüreğimin yalvarışlarını duymayacağını bile bile sarıldım sana. Sen hayattan vazgeçerken umurunda olmadığını bile bile yalvardım. Sadece bir an için seni mutlu edebilirsem, dünyanın en mutlu insanı olduğum için çırpındım seni mutlu etmek için.

Sadece kendim için.

Aciz bir aşktı bu. Bencil bir aşktı bu. Çaresiz ve imkansız bir aşktı bu.

Ama yine de çok büyük bir aşkla yaşadım bunları.

Sadece kendim için yaşadım.

Yoruldum sonra. Sen de benim için birşeyler yap istemeye başladım. Benim için yapacak hiç birşeyin olmadığını bile bile istedim.

Mesela sevebilirdin beni.

Seni sevdiğim kadar olmasa da sevebilirdin, az da olsa, bir anlık da olsa, gücün ne kadarına yetiyorsa

 

ben yalnız seni sevdim

Kapıyı anahtarla açmayı sevmiyorum
Zili çalmalıyım ve sen açmalısın kapıyı
‘’Hoş geldin canımmm..’’ deyip boynuma sarılmalısın
Uzun uzun öpüşmeliyiz kapı aralığında,
Elelele tutuşup içeri yürümeliyiz

Sen biçırpıda sıralamısın;
Belki de üçü önemli otuzbeş kırk haberi birden
’’Sular yoktu bütün gün biliyormusun’’
Demelisin mesela.
’’Yemeği ocakta unutup yakmamışmıyım pilavın dibini
Sonra da tüpgaz bitti alay eder gibi’’ demelisin mesela.
Adları da saçları gibi hep birbirine benzeyen ortaokul arkadaşların
Çatkapı yapmış olmalı aniden ve öğlen.
Annen aramış yakında geleceklermiş
Bana da selam söylemişmiş olmalı mesela.
O kadar işinin arasında,
Camları da silmiş serinmiş olmalısın.
Eskilerini eskiciye verdim,o eski mintanlarını filan demelisin
Pilastik leğen, mandal bi de faraş almış olmalısın karşılığında
Bi gündüz yayınında faydalı en az on şey öğrenmiş olmalısın
Çıkmayan lekeleri kolayca çıkarmaya
Şarap şişelerini kolayca açıp,
Boş şişelere mumlar damlatıp dekor yapmaya
Bi ton faydalı şeyler

Ben mutlaka; ’’yaaaa öylemi olmuş’’
Diyeceğin haberler varmeliyim sana
Süratle beni kızdıracak bişeyler yapmalısın
Ben zaten seni kızdıracak bisürü şey yapmış olmalıyım dışarda
Gözüme bakıp anlamalısın yediğim herzeleleri
Sen anlamazlıktan gelmelisin hepsini
Yüzlememelisin yine de
Usulca utanmalıyım
Anladığını anlamazdan gelmeliyim
Anladığını anladığımı anlamamalısın
Bu böylece sürüp gitmeli bi vakit

Ben yine herzamanki gibi, yarın rejim yapmaya
Spora başlamaya, sigarayı artık bırakmaya karar vermeliyim.
Sen bikaçgüne kadar bi iş bulup artık çalışmaya,
Bi ev bulup oraya geçmeye
Hayatına bi çeki düzen vermeye, karar vermelisin


’’Çay koyyyy’’ yapmalı, yine ben hatırlatmalıyım
Radyo yine tuhaf şarkılar çalan bi gavur kanalına ayarlı olmalı
Televizyon yine senin kanallarına kilitli
Ve kül tablaları, çay tabakları yani
Firar etmiş olmalı ortalıktan yine

Gözlerinde güzellikten başka
Güzellikten başka bişey yokmuş gibi
Sıkıntı yüklü, soru yüklü bakışları görememeliyim
Sevgimin büyüklüğü herşeye yeter sanmalı
Hiçbi bunaltını anlamayacak kadar dangalaşmalıyım
İkide bi sözlerini kesip,çocuksuluğunu
Saflığını, yalınlığının sularını kurutup
Ciddi, akarlı, kerametli konulara davet etmeliyim seni.

Ve bigün....
Bigün çekip gitmelisin evden
Gitmenle anlamalıyım;
Bu ev sevdasız olana bol gelir,
Yürü yürü bitmez koridorlar
Evin manzarası karanlığa göz kırpar,
Bu evde tek başına yaşayanlara, köpekler bile havlamaz bahçede
Çay pişmez, yemek yenmez
Sigaranın bile tadı kaçar
Dışarda itiş kakış kalabalıklarda yiter gider evin sahibi
Kendini arayıp arayıp bulamaz
Merhabaların da anlamı kalmadığından;
Kimselere selam verip alamaz
Denizde,karada,yatakta;
Hiçlik solukları alıp verir

Bi şiirin dizeleri okunur kitaptan
Şair sankimde bilmiş gibi;
’’Düşmesin bizimle yola
evinde ağlayanların gözyaşlarını
boynunda ağır bi zincir gibi taşıyanlar,
çekilsin yolumuzdan kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar’’
yazmıştır.

Şiire de, şaire de, yaşama da kızılır
Kapının önüne gelinir
Alışkanlık icabı kapı çalınır
Yalnızlık pusuya yatmıştır içerde
Duyar, ama açmaz kapıyı
Neden sonra hatırlarsın
Anahtarını çıkarırsın
Kapıyı anahtarla açmayı sevmiyorum be...

Yalnızlığımı sevmiyorum
Ben yalnız, ben yalnız seni, yalnız seni
ÇOK... VE ÇOK....VE ÇOKKKKK...
SEVİYORUM!...

savaş ay

 
 
 
 
 
UTANDIM
Hayallerimi yaktım tütsü misali
Ellerimde bıraktığın kokuyu duydum
Tenine haram değdi ya
Ben bu bedenden utandım

Anılara selam verip seni andım
Gittiğini anladığımda
Aşkları çöp bidonlarına saldım
Ben seni sevdim ya
Sana olan sevgimden utandım

Çocukluğum geldi aklıma
Ağladığım günler girdi kanıma
Ben sana ağladım ya
Ben bu gözlerden utandım

Yağmurlar dansa kaldırdı düşlerimi
Hayallerim çıkmaz sokaklarda çaresiz
Sana umutlarımı verdim ya
Hayallerimin tükendiğine utandım

Ağladım günlerce gecelerce
Gidişin mıh gibi böğrümde düşünce
Ben sen sen diye inleyince
Dualarımdan utandım

Kapılar çaldı sen sandım
Umutlar besledim kendimi yaktım
Sen ellere gidince umutlarımdan utandım

Beklemeyi örgendim geçmeyen zamanda
Sensizliği oturtup karşıma
Seninle içerken
Dudaklarımdan utandım

Bana sarılmadan uyuyamazdın
Aşk aşk diye bana ağlardın
Başkasının koynundaki kahkahaları duyduğumda
Sensiz olmuyor diye ağlayan senden utandım   
 
...alıntı...
 Neylersin
Bazen acı dinmez, bazen de yağmur
Sevgilim gülümse, her şey unutulur
Suskunuz bu akşam üstü
Hasrete yanmışız, neylersin
Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye
Kalırsa, sadece o hüzün kalır..
Sen de anladın ki yapa-yalnızız...
Buluşmamız yasak,
Görüşmemiz uzak...
Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız,
Neylersin...
Ah güzelim,
İncinmiş bir sesi vardır yağmurun;
Yanaklarına vurduğunda hissedersin.
Ve bir veda sözcüğü, saçlarına,
Titreyen bir öpücükle dokunduğunda;
Bu anı dondurmaya yetmez nefesin.
Bir film sahnesi gibi
Akar gider ayrılık,
Neylersin...
Biz zaten hiçbir romanda
Kendi hayatımıza rastlamadık.
Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.
Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı.
Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız.
Oysa tuttuğumuz balıkları bile
Yeniden denize bağışlamıştık.
Biz, hayata dair
Hiçbir yanlış yapmamıştık...
Neylersin...
Biz bu sonucu haketmedik,
Hayır, etmedik...
Ömrümüz bu talana lâyık değildi.
Bazen acı vurdu, bazen de yağmur
Hiç gülmedi yüzümüz,
Hiç büyümedi gülümüz...
Bizi yalnızca akşamlar kucakladı,
Biliyorsun,
Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz...
Bir gün, bu öykünün sonuna gelince
Ansızın desem ki: hoşça kal canım!
Unutursun,
Mecburen unutursun...
Yıldızlar söner, bu aşk da biter!
Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız.
Neylersin...
Ah bebeğim, ah..
Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının,
Dudaklarına sızınca farkedersin.
İçindeki vurgun aşklar mezarlığında,
Ayrılık, ölümden üste yazılınca,
Gideni durdurmaya yetişmez sesin...
Bir inme gibi dolaşır bedeninde pişmanlıklar,
Neylersin...
Biz zaten hiçbir sinemaya
Tam vaktinde yetişemedik.
Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı.
Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı.
Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi.
Oysa Nuh'un Gemisi'nde bile
Bize yer kalmamıştı.
Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı.
Neylersin...
Biz bu aşkı sürdüremezdik,
İnan, sürdüremezdik...
Kalbimiz bu heyecana müsait değildi.
Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur...
Unutmasan bile artık
Unutur gibi yapacaksın.
Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda,
Hiç bitiremediğim
Bir şiir olarak kalacaksın...
YUSUF HAYALOĞLU
 
alıntı...
 
 
 
 BEN SANA MECBURUM BİLEMEZSİN
 

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziran da mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.

                      Atilla İlhan.+

 

Orhan Veli KANIK'tan...

ANLATAMIYORUM

 

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum...!

 

 

 

 

 

 

GÖZLERİNE ŞİİRLER DÖKECEĞİM

Gözlerine Şiirler Dökeceğim
 
Seni bir gün seveceğim
Haberin bile olamayacak...
Yalnızlığımı resminle paylasacağım
Anlamayacaksın...
Gözlerine şiirler dökeceğim
Okumayacaksın...
Her şey istediğin gibi dostça kalacak
Bir gün yollar ayrılırsa
Vedasız çıkacağım hayatından
Gittiğimi farketmeyeceksin
Dedim ya haberin bile olmayacak
Acılarının ortağı mutluluğunun
Parçası olacağım etkilenmeyeceksin
Belki sende seveceksin
O zaman ben olmayacağım yanında
Üzüleceksin...
Anılarda ara beni yalancı saatlerde
Sonbaharda bul beni
Seviştiğimiz gecelerde!
İstemiyorum... hayır! Sevme beni yakışmaz
Yabancıyız dedik ya bir kere..
Ne aşkımsın sen ne de arkadasım
Sen bir yalan sen bir masal
Sen benim en saklı hikayemsin
Anlatamadığım...
Başlangıcını bılmediğim geleceğini kestıremediğim
sen en huzunlu kafıyelerımde yasıyorsun
sen benım en rısklı şiirimsin
sonunu getıremediğim...
dalınca resimlerine bır tuhaflık sarıyor
anlayamıyorum...
bazen cosuyorum bazen de hissizim sana dair
ne zaman cevap bulur bu soru bılmıyorum
bildiğim senı bır gun seveceğim
farkedemeyceksin...
aylar mevsimler yıllar gececek
belki unutulacak yuzum
aldırmayacağım...
ama hep içimde kalacak
o en tatlı hüzün...
adı hiç olmayacak sensız gecelerin
ben bu dizeleri yasarken
sen uyuyor olacaksın
sızlamayacak için...
geceler üşütecek belki de beni
yalnızlık üstüme devrilecek
saatler yokluğunu vuracak
çayımı yudumlarken açacağım penceremi
gözlerin çağıracak uzaklardan gelmeyeceğim.....
elbet bu kente kış gelecek
aylardan ocak üşüyeceğim
sen gittiğinde bu sokaklara karlar yağacak
seni bir gün seveceğim
haberin bile olmayacak....
bilmem nereye kadar gıder bu bilinmezlik
bu avuntu surer mi yıllarca?
yarına bir sey kalmaz belki...
belki de hiç beklenmedik anda doğar o güneş
sakıncalı bir hayalsin sen gerçekleşmesini istemediğim
ve sokmuyorum senı gecelerıme
en guzel ruyamsın sen
yasarken gormediğim...
ellerımı saclarında gezdirdiğimde hıssetmeyecek
adına beste yaptığımda dınlemeyeceksin....
ve bu şiiri ben dahil kımse okumayacak
seni bir gun seveceğim
haberin bile olmayacak.....
 
ve gun gelecek senı sevdiğimi
yaralı akşamlara doktuğum mısralara
en aydınlık sabahlara söyleyeceğim
ama sana asla.....!
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
cicekani
 
 
 
 
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..

Fakat,hakkedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..

''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..

Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş
sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl
ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş
pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün
affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...
 
 
 
 
 
 
2yasug11lk2
 
 
 
 
 

 

 

 

 
 


Ben, arkandan sadece baktım.
Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
"Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen sönecek içimdeki ateş
ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.
Konuşamadım...

Gittin...
Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
Ağlayamadım...

Gittin...
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
Anlatamadım...

Gittin...
Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
Ürperdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım...

Gittin...
Bir yıkım gibiydi gidişin
Sen adım adım uzaklaşırken benden
Çöküp kaldı bedenim olduğu yere
Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
Kalkamadım...

Gittin...
Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum
Hazırdım gidişine,
Kaçak zamanları yaşıyorduk
Zaman bitecek ve sen gidecektin
Bense, gidişinin ertesi günü
Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.
Başlayamadım...

Gittin...
Bir şey söyledin mi giderken?
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?
"Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi?
Beynim öylesine uğulduyorduki.
Duyamadım...

Gittin...
Nereye gittiğin önemli değildi
Binlerce kilometre uzakta da olsan,
iki metre ötemde de farketmiyordu.
Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
Kurtulamadım...

Gittin...
Unutulanların arasına katılmalıydım
Anıları bir sandığa koyup
hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
Yapamadım...

Gittin...
Bir okyanusun ortasında
tek küreği kaybolmuş sandalda
Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
Bil ki; seni Unutamadım...

 
 
 

Yalniz Olanlara;
 
Ask bir kelebek gibidir,pesinden kostukça hep senden
kaçar.. En iyisi birak
 uçsun, inan ki hiç beklemedigin bir anda gelip
omzuna dokunuverir...Ask
 mutlu eder, bazen de üzer ama ask özeldir, askini hak
eden birine sunarsan
 eger..
 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/


 

Sevgilisi Olanlara;
 
Askin amaci birileri için "mükemmel insan" olmak
degildir,seni  mükemmellige
 en çok yaklastiracak insani bulmaktir..
 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/
 Capkinlara;
 
Sevmedigin birine asla "seni seviyorum" deme.. Içinde
olmayan duygulardan  varmis gibi sözetme..

Kimsenin hayatina kalbini kirmak için girme..Sevgi
 dolu bakan gözlere asla yalan söyleme,cünkü birine
verebilecegin enbüyük
 aci, asik olmadigin birini kendine asik etmektir...

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/


 
Evli Olanlara;

 
 
Seven insan "senin hatan"yerine "özür dilerim"
diyendir... "neredesin"
 yerine "ben buradayim" diyendir.. "nasil yaparsin"
yerine "niyeyaptigini
 anliyorum" diyendir.. ve ask "keske" yerine daima
"iyi ki"diyendir...
http://spaces.msn.com/members/arzucetin/ 


 Kalbi KirikOlanlara;
 
Kalp yarasi siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer ve
ilaci bu aciya  alismak degil, ondan ders çikarabilmektir.
 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/
Asik Olmaktan Korkanlara;
 
 Aska düs ama tökezleme,anlama bekleme, paylas ama
isteme,yaralan ama   asla  aciyi içinde büyütme...
 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/
Sevdigini Fazla Sahiplenenlere;
 
Sevdiginin bir baskasiyla mutlu oldugunu görmekten daha
aci bir sey   varsa,o  da sevdiginin seninle mutsuz oldugunu görmektir..

 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/
Askini Itiraf Etmeye Cekinenlere;
 
Sevdiginden ayrilinca ask aciverir,sevdigin seni terk
edince daha da çok  aci verir ama en acisi, onu ne kadar sevdigini
bilmesine hiç firsat  vermemektir..
 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/
 Dönmeyecek Birini Hala Bekleyenlere;
 
Hayatin en hüzünlü ani, deli gibisevdigin insanin buna
hiç degmedigini  gördügün andir ve en büyük kaybin onun için
harcadiginyillardir...Senin  askini su gün hak etmeyen, belki 10 sene sonra yine
haketmeyecektir...
 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/
 Birak, gitsin...