|
|
8月14日 iştegeldioffyaa
babam oğlum...!
Bu Akşam Sanki Hiç Ayrılmamış Gibi Hissetmek İstedim.. En Sevdiğim Kot Pantolonumla En Sevdiğim Lacivert Tişörtümü Giydim! Güzel Bir Akşam Yemeği Hazırladım,Beraber Aldığımız Mumları Yaktım.. Şarap Açtım Bir Sana Bir Bana İki Kadeh Çıkardım!!
Sevgilim Ve Dostum..Babam,Oğlum..Arkadaşım,Aşkım Herşeyimdin Sen!!!!!!
Çok Zaman Geçti Gitti İkimizden Özür Dilerim Seni Üzdüysem Sadece Dinle Hiç Birşey Düşünmeden. Şimdi Bunlar Geldi İçimden!!
Bu Akşam Seni Çok Özledim!....Bütün Şarabı Tek Başıma İçtim
Kırgınlığım Bile Geçti,Kalmadı Şimdi Bunlar Geldi İçimden!
Bu Akşam Sanki Hiç Beni Kırmamışsın Gibi Hissetmek İstedim..
En Son Tatilimizi Düşündüm,Ayrılmadan 20 Gün Önce..
Dünyanın En Güzel Şehirlerinden Birinde Yürüdük Kilometrelerce,
İz Bıraktık Kaldırımlarda,Otelde,Caddelerde ...
Sevgilim Ve Dostum..Babam,Oğlum..Arkadaşım,Aşkım Herşeyimdin Sen!!!!!!
Çok Zaman Geçti Gitti İkimizden Özür Dilerim Seni Üzdüysem Sadece Dinle Hiç Birşey Düşünmeden. Şimdi Bunlar Geldi İçimden!!
Bu Akşam Seni Çok Özledim!....Bütün Şarabı Tek Başıma İçtim
Kırgınlığım Bile Geçti,Kalmadı Şimdi Bunlar Geldi İçimden!!
Bu Akşam Sanki Hiç Aldatmamışsın Gibi Hissetmek İstedim Uyurken Bile Özlerdik Birbirimizi Delicesine!! Düşündüm,Durdum,Sordum,Anlamadım Beraber Yaptığımız Şeyleri Andım!
Seni Sonkez..Özledim! Ve Bu Şarkıyı Yazdım

Göz Yaşlarına Esir Olma..Akıt Onları Nefretin Gibi
Bir Sır Ver Ta Derinden..Anlatsın Gözlerin Gizemini..
Ellerin Bedenimde Biliyorum Yasak Bize.
Gitmeden Belki Sonkez Dokun!Dokun Bana!
Sonsuz Aşk Yoktu Ya!
Ölüm Kapımı Çalmasada Kalbim Seni Bekler Gibi
Fırtına Öncesi Sessizliği Biz.Aşkın Esirleriyiz..
Bir Kadın Üzülürse Üçümüzün Oyununda..
Bırak Ben Olayım,Atlatırım Zamanla.
Birgün Gelir Belki Kavuşuruz Seninle
Meydan Okuruz Dünyaya,Kaybolan Geçmişe..!
Sonsuz Aşk Yoktu Ya!
Ölüm Kapımı Çalmasada Kalbim Seni Bekler Gibi
Fırtına Öncesi Sessizliği Biz Aşkın Esirleriyiz!!


Dün gece gökyüzünü izledim “AY” ilk defa bu kadar “YORGUN” görünüyordu , benim gibi onunda yarısı yoktu ; hali bana ismi sana benziyordu... Yine ben ve “SİGARA “ dumanından başka hiç bir şey yoktu odam da… Ve ”BUGÜN “ senin için, “SİL BAŞTAN” başlamak istedim.Gözlerimi açar açmaz başlamalıydım sensizliği kabul etmiş geleceğe… Önce “SAATİM ÇALMADAN” uyandım ve miskinliğimden kurtuldum…Evet bu sabah resmine bakıp “GÜNAYDIN SEVGİLİM” demedim...Ayna ya bakarken düşündüm acaba buda başarısız olduğum “OYUNLAR”dan biri mi olacak diye, sonra iyice baktım gözlerime ama bu sefer cesaretliydim “OYUNUN SONU” zaferle bitecekti.”KALBİM” de düşünmek istemiyordu artık seni , kurtulmak istiyordu içindeki “CAN KIRIKLARI” ndan.”NEREYE KADAR” sürecekti bu amansız ve acımasız “FIRTINA”?...; Ve bana haykırıyordu adeta dön artık bu çıkmaz yoldan , “AŞK” ı öğretmemi bekleme , “SANA BİLMEDİĞİN BİR ŞEY” öğretemem , o gidiyor sende artık “DURMA” hayallerinin yanına git unutma “KORKARAK YAŞIYORSAN” ruyalarınla ve umutlarınla kalırsın…Kötü bir annenin “ÜVEY” evladı gibi ömrün boyunca sahtesiyle yaşayıp gerçeğini beklersin.Kısaca “BU AŞK FAZLA SANA”… Evet kalbim haklıydı aynaya son bir kez daha baktım “GÖZLERİMİN ETRAFINDAKİ ÇİZGİLER” her şeyi anlatıyordu aslında.Adeta taşıyamadığım acılar oraya birikmişti.kuru ve yeterince büyük bir “OKYANUS” gibiydi… Artık zaman kaybetmemeliydim “GEÇMİŞE YOLCULUK” yapmayı daha çok isterdim ama o bile acı verecekti. Birden arkamı döndüm ve hızlı adımlarla dışarı çıktım.Bunu tek başıma başaramayacaktım “HERKES BİLSİN İSTEDİM” ve tanıdık tanımadık her keze ; o artık yok , unuttum , unuttum , unuttum diyecektim.Belki de mantıksızdı ama “ZAMAN GEÇİP GİDİYOR”du daha fazla dayanamıyordum.Bu yolda işe yaramayacaktı yine “MAYIN TARLASI"nda yürümeye çalışıyordum… Artık Gücüm Bitmişti “NEFESSİZ KALDIM” …Yanımda olsaydın “DAHA İYİ OLMAZMIYDI” … Yine sana dönmek zorundaydım yada senle beraber her şeye veda etmek…Fazla düşünmedim sensizde olsa “DÜNYA”,Gözüme “PERDELER” inene kadar seninle yaşayacaktım…Pişman olduğum şeyler vardı “YENİDEN DOĞUP GELSEM” boyun eğmezdim bu yok oluşuma.”DELGEÇ” gibi parçalayıp yok ederdim kaderi…Ama vazgeçmem lazımdı keşkelerden beni sadece ben kurtarabilirdim.Her şeyden vazgeçip gitmek istesem, “BURADAN GÖÇERKEN” yine yalnız gidecektim .Hep benimleler diye umutlandığım “İYİ GÜN DOSTLARIM” yanımda olmayacaklardı.. Beni yalnızca sen söküp alabilirdin bu çıkmazın içinden .İster sevgilim , istersen arkadaşım , “BABAM , OĞLUM “ gibi elini uzatman yeterliydi… ”ARTIK KISA CÜMLELER KURUYORUM” , konuşmak zor geliyor. ”İYİ - KÖTÜ” yaşadığımız hiçbir şeyi paylaşmak istemiyorum kimseyle…Sadece “AY IŞINĞINDA SAKLIDIR” o güzel anılarım diye düşünüyorum.Gökyüzü tüm sevenleri tanıyor ve “BİR KALP KIRILDIĞINDA” sadece sevenler için ağlıyor .İnan bana “GÖZ YAŞLARIMINIZIN TADI AYNI “.Sadece ikimiz için ve Hep “BEN ŞARKIMI SÖYLERKEN” yağıyor ”YAĞMURLAR”…O ağlıyor ben izliyorum ve anlıyorum “HER ŞEY İNSANLAR İÇİN”… O masum görünen “ÇAKIL TAŞLARI” parçalıyor kalbimi ….Kanım buz gibi ,hissediyorum ve durduramıyorum.Adeta “ÇOCUKKEN SAHİP OLDUĞUM KIRMIZI RUGAN AYAKKABILAR” gibi rengi.Yalnızlık hoş geldin diyor bana sinsi bir gülümseme ile ve sonra soruyor bile bile “SENİN ADIN NE” diye…O çürüteceğini sanıyor aşkımı ama bilmiyor ki ne “DEĞİRMENLER” öğütemedi kalbimi. .“VAZGEÇTİM DÜNYADAN” , ”BEN BİR MÜLTECİYİM” diye haykırıyor kalbim.... İmkansızda olsa ömrüm boyunca seni bekleyeceğim bana "BIRAK KADININ OLAYIM" diyene kadar...”YEMEN TÜRKÜSÜ” nün dediği gibi giden gelmiyor.”DELİ KIZIM UYAN” diye bekledim senelerce ama artık gitme vakti geldi. Söylenecek söz yok gidiyorum ben “HOŞÇAKAL”…"KADIN","ARTIK KISA CÜMLELER KURUYORUM"dedi usulca,"PERDELER"üstüne üstüne geliyordu sanki yükler vardı ardında,oysa"KELİMELER YETSE"ydi neler vardı aklında,bir de "CAN KIRIKLARI" izin verse gülümsemesine.
..
Gördüğüm rüyanın etkisinden olsa gerek garip bir hisle uyandım bu sabah ya bugün o günse, hayatın son günüyse içimi korku sardı bu sabah sevdiğim şeyleri düşündüm sevdiğim insanları gördüğüm ve görmediğim yerleri son kez uyandıysam ve yapamadığım şeyler varsa içimi korku sardı bu sabah ya çok yalnızsam ya da bomboşsam zaten bıkmışsam zamanı harcamışsam sen, ben, o herkes aynı hikayede başı ve sonu aynı gerisi farklı bir yerden tutunduysak hayata boşa geçirmemeli, bırakmamalı derdimiz, yaramız acılarımız farklı olabilir gözyaşlarımızın tadı aynı değişik, çok başka gibi gözüken yaşamlar varsa da pişmanlık herkes için acı olmalı
SEVEBİLME İHTİMALİ
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra.. Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi.. Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri. Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.. Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.. Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordum bir süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde Otobüs oluyordum Bir ülkeden bir iç ülkeye Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum. Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin Korkuyordum Sonra iniyordum otobüsten Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum. Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda.. Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim
Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!
Bile bile girdim bu oyuna. Ne olursa olsun hep dışında kalacağımı bile bile, beni oyununa al istedim.
Bir kenarda durup senin yaşamını izleyerek sessizce sıramı bekledim. Ve hep sevdim seni. Sen gülerken, ağlarken, severken, kanarken, kanatırken, orada öylece durup sevdim seni. Elimden de başka birşey gelmedi.
Hiç şikayet etmedim senden. Hiç şikayet etmedim sevginden. Hiç şikayet etmedim sevgisizliğinden. Asla sevilmek için sıramın gelmeyeceğinden.
Bilerek girdim bu oyuna. Ve çıkıp gitmeyi, seni bırakmayı, seni artık sevmemeyi göze alamayacağıma göre şikayet etmeye de hakkım yoktu.
Kendimce sebepler buldum. Kendimce haklar verdim, kendimce haklar aldım kendimden. Sadece küçük bir ihtimal için kendimce senin oyunlarınla savaştım.Senin hayatın tüm gerçekliğiyle sürüp giderken gözlerimin önünde, ben kendime yalanlardan bir yaşam yarattım.
Hiç şikayet etmedim. Hiç suçlu aramadım. Çünkü ben bunları sadece kendim için yaşadım.
Kendim için sevdim seni. Seni sevmek beni yaşama yakın tuttuğu için. Seni sevdikçe kendime bağlandığım için. Seni sevdikçe herşeyi sevdiğim için.
Ben bunları kendim için yaptım.
Hiç bir zaman bir hayatım olmayacağını bile bile. Senden bir hayat istemeye hakkım olmadığını düşüne düşüne. İçten içe beni çok sevmeni isteyerek ve bunun hiç olmayacağını bilerek sevdim seni.
Elimden de başka bir şey gelmedi.
Sonra yoruldum orada öylece durmaktan. Dahil olmadığım bir yaşamı izleyerek içindeymişim gibi davranmaktan. Yoruldum dışarıda kalmaktan. Buna hakkım yoktu farkındaydım. Çünkü ben bunları kendime, kendim yaptım.
Zor zamanlarında elinden tutarken bunun bir anlamı olmadığını bile bile yaptım. Sen ağlarken kanayan yüreğimin yalvarışlarını duymayacağını bile bile sarıldım sana. Sen hayattan vazgeçerken umurunda olmadığını bile bile yalvardım. Sadece bir an için seni mutlu edebilirsem, dünyanın en mutlu insanı olduğum için çırpındım seni mutlu etmek için.
Sadece kendim için.
Aciz bir aşktı bu. Bencil bir aşktı bu. Çaresiz ve imkansız bir aşktı bu.
Ama yine de çok büyük bir aşkla yaşadım bunları.
Sadece kendim için yaşadım.
Yoruldum sonra. Sen de benim için birşeyler yap istemeye başladım. Benim için yapacak hiç birşeyin olmadığını bile bile istedim.
Mesela sevebilirdin beni.
Seni sevdiğim kadar olmasa da sevebilirdin, az da olsa, bir anlık da olsa, gücün ne kadarına yetiyorsa
Kapıyı anahtarla açmayı sevmiyorum Zili çalmalıyım ve sen açmalısın kapıyı ‘’Hoş geldin canımmm..’’ deyip boynuma sarılmalısın Uzun uzun öpüşmeliyiz kapı aralığında, Elelele tutuşup içeri yürümeliyiz
Sen biçırpıda sıralamısın; Belki de üçü önemli otuzbeş kırk haberi birden ’’Sular yoktu bütün gün biliyormusun’’ Demelisin mesela. ’’Yemeği ocakta unutup yakmamışmıyım pilavın dibini Sonra da tüpgaz bitti alay eder gibi’’ demelisin mesela. Adları da saçları gibi hep birbirine benzeyen ortaokul arkadaşların Çatkapı yapmış olmalı aniden ve öğlen. Annen aramış yakında geleceklermiş Bana da selam söylemişmiş olmalı mesela. O kadar işinin arasında, Camları da silmiş serinmiş olmalısın. Eskilerini eskiciye verdim,o eski mintanlarını filan demelisin Pilastik leğen, mandal bi de faraş almış olmalısın karşılığında Bi gündüz yayınında faydalı en az on şey öğrenmiş olmalısın Çıkmayan lekeleri kolayca çıkarmaya Şarap şişelerini kolayca açıp, Boş şişelere mumlar damlatıp dekor yapmaya Bi ton faydalı şeyler
Ben mutlaka; ’’yaaaa öylemi olmuş’’ Diyeceğin haberler varmeliyim sana Süratle beni kızdıracak bişeyler yapmalısın Ben zaten seni kızdıracak bisürü şey yapmış olmalıyım dışarda Gözüme bakıp anlamalısın yediğim herzeleleri Sen anlamazlıktan gelmelisin hepsini Yüzlememelisin yine de Usulca utanmalıyım Anladığını anlamazdan gelmeliyim Anladığını anladığımı anlamamalısın Bu böylece sürüp gitmeli bi vakit
Ben yine herzamanki gibi, yarın rejim yapmaya Spora başlamaya, sigarayı artık bırakmaya karar vermeliyim. Sen bikaçgüne kadar bi iş bulup artık çalışmaya, Bi ev bulup oraya geçmeye Hayatına bi çeki düzen vermeye, karar vermelisin
’’Çay koyyyy’’ yapmalı, yine ben hatırlatmalıyım Radyo yine tuhaf şarkılar çalan bi gavur kanalına ayarlı olmalı Televizyon yine senin kanallarına kilitli Ve kül tablaları, çay tabakları yani Firar etmiş olmalı ortalıktan yine
Gözlerinde güzellikten başka Güzellikten başka bişey yokmuş gibi Sıkıntı yüklü, soru yüklü bakışları görememeliyim Sevgimin büyüklüğü herşeye yeter sanmalı Hiçbi bunaltını anlamayacak kadar dangalaşmalıyım İkide bi sözlerini kesip,çocuksuluğunu Saflığını, yalınlığının sularını kurutup Ciddi, akarlı, kerametli konulara davet etmeliyim seni.
Ve bigün.... Bigün çekip gitmelisin evden Gitmenle anlamalıyım; Bu ev sevdasız olana bol gelir, Yürü yürü bitmez koridorlar Evin manzarası karanlığa göz kırpar, Bu evde tek başına yaşayanlara, köpekler bile havlamaz bahçede Çay pişmez, yemek yenmez Sigaranın bile tadı kaçar Dışarda itiş kakış kalabalıklarda yiter gider evin sahibi Kendini arayıp arayıp bulamaz Merhabaların da anlamı kalmadığından; Kimselere selam verip alamaz Denizde,karada,yatakta; Hiçlik solukları alıp verir
Bi şiirin dizeleri okunur kitaptan Şair sankimde bilmiş gibi; ’’Düşmesin bizimle yola evinde ağlayanların gözyaşlarını boynunda ağır bi zincir gibi taşıyanlar, çekilsin yolumuzdan kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar’’ yazmıştır.
Şiire de, şaire de, yaşama da kızılır Kapının önüne gelinir Alışkanlık icabı kapı çalınır Yalnızlık pusuya yatmıştır içerde Duyar, ama açmaz kapıyı Neden sonra hatırlarsın Anahtarını çıkarırsın Kapıyı anahtarla açmayı sevmiyorum be...
Yalnızlığımı sevmiyorum Ben yalnız, ben yalnız seni, yalnız seni ÇOK... VE ÇOK....VE ÇOKKKKK... SEVİYORUM!... savaş ay
UTANDIM Hayallerimi yaktım tütsü misali Ellerimde bıraktığın kokuyu duydum Tenine haram değdi ya Ben bu bedenden utandım
Anılara selam verip seni andım Gittiğini anladığımda Aşkları çöp bidonlarına saldım Ben seni sevdim ya Sana olan sevgimden utandım
Çocukluğum geldi aklıma Ağladığım günler girdi kanıma Ben sana ağladım ya Ben bu gözlerden utandım
Yağmurlar dansa kaldırdı düşlerimi Hayallerim çıkmaz sokaklarda çaresiz Sana umutlarımı verdim ya Hayallerimin tükendiğine utandım
Ağladım günlerce gecelerce Gidişin mıh gibi böğrümde düşünce Ben sen sen diye inleyince Dualarımdan utandım
Kapılar çaldı sen sandım Umutlar besledim kendimi yaktım Sen ellere gidince umutlarımdan utandım
Beklemeyi örgendim geçmeyen zamanda Sensizliği oturtup karşıma Seninle içerken Dudaklarımdan utandım
Bana sarılmadan uyuyamazdın Aşk aşk diye bana ağlardın Başkasının koynundaki kahkahaları duyduğumda Sensiz olmuyor diye ağlayan senden utandım
...alıntı...
Neylersin Bazen acı dinmez, bazen de yağmur Sevgilim gülümse, her şey unutulur Suskunuz bu akşam üstü Hasrete yanmışız, neylersin Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye Kalırsa, sadece o hüzün kalır.. Sen de anladın ki yapa-yalnızız... Buluşmamız yasak, Görüşmemiz uzak... Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız, Neylersin... Ah güzelim, İncinmiş bir sesi vardır yağmurun; Yanaklarına vurduğunda hissedersin. Ve bir veda sözcüğü, saçlarına, Titreyen bir öpücükle dokunduğunda; Bu anı dondurmaya yetmez nefesin. Bir film sahnesi gibi Akar gider ayrılık, Neylersin... Biz zaten hiçbir romanda Kendi hayatımıza rastlamadık. Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı. Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı. Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız. Oysa tuttuğumuz balıkları bile Yeniden denize bağışlamıştık. Biz, hayata dair Hiçbir yanlış yapmamıştık... Neylersin... Biz bu sonucu haketmedik, Hayır, etmedik... Ömrümüz bu talana lâyık değildi. Bazen acı vurdu, bazen de yağmur Hiç gülmedi yüzümüz, Hiç büyümedi gülümüz... Bizi yalnızca akşamlar kucakladı, Biliyorsun, Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz... Bir gün, bu öykünün sonuna gelince Ansızın desem ki: hoşça kal canım! Unutursun, Mecburen unutursun... Yıldızlar söner, bu aşk da biter! Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız. Neylersin... Ah bebeğim, ah.. Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının, Dudaklarına sızınca farkedersin. İçindeki vurgun aşklar mezarlığında, Ayrılık, ölümden üste yazılınca, Gideni durdurmaya yetişmez sesin... Bir inme gibi dolaşır bedeninde pişmanlıklar, Neylersin... Biz zaten hiçbir sinemaya Tam vaktinde yetişemedik. Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı. Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı. Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi. Oysa Nuh'un Gemisi'nde bile Bize yer kalmamıştı. Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı. Neylersin... Biz bu aşkı sürdüremezdik, İnan, sürdüremezdik... Kalbimiz bu heyecana müsait değildi. Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur... Unutmasan bile artık Unutur gibi yapacaksın. Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda, Hiç bitiremediğim Bir şiir olarak kalacaksın...
YUSUF HAYALOĞLU
alıntı...
BEN SANA MECBURUM BİLEMEZSİN
Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun.
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun.
Belki haziran da mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin.
Atilla İlhan.+
ANLATAMIYORUM
Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Göz yaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum...!
Gözlerine Şiirler Dökeceğim
Seni bir gün seveceğim Haberin bile olamayacak... Yalnızlığımı resminle paylasacağım Anlamayacaksın... Gözlerine şiirler dökeceğim Okumayacaksın... Her şey istediğin gibi dostça kalacak Bir gün yollar ayrılırsa Vedasız çıkacağım hayatından Gittiğimi farketmeyeceksin Dedim ya haberin bile olmayacak Acılarının ortağı mutluluğunun Parçası olacağım etkilenmeyeceksin Belki sende seveceksin O zaman ben olmayacağım yanında Üzüleceksin... Anılarda ara beni yalancı saatlerde Sonbaharda bul beni Seviştiğimiz gecelerde! İstemiyorum... hayır! Sevme beni yakışmaz Yabancıyız dedik ya bir kere.. Ne aşkımsın sen ne de arkadasım Sen bir yalan sen bir masal Sen benim en saklı hikayemsin Anlatamadığım... Başlangıcını bılmediğim geleceğini kestıremediğim sen en huzunlu kafıyelerımde yasıyorsun sen benım en rısklı şiirimsin sonunu getıremediğim... dalınca resimlerine bır tuhaflık sarıyor anlayamıyorum... bazen cosuyorum bazen de hissizim sana dair ne zaman cevap bulur bu soru bılmıyorum bildiğim senı bır gun seveceğim farkedemeyceksin... aylar mevsimler yıllar gececek belki unutulacak yuzum aldırmayacağım... ama hep içimde kalacak o en tatlı hüzün... adı hiç olmayacak sensız gecelerin ben bu dizeleri yasarken sen uyuyor olacaksın sızlamayacak için... geceler üşütecek belki de beni yalnızlık üstüme devrilecek saatler yokluğunu vuracak çayımı yudumlarken açacağım penceremi gözlerin çağıracak uzaklardan gelmeyeceğim..... elbet bu kente kış gelecek aylardan ocak üşüyeceğim sen gittiğinde bu sokaklara karlar yağacak seni bir gün seveceğim haberin bile olmayacak.... bilmem nereye kadar gıder bu bilinmezlik bu avuntu surer mi yıllarca? yarına bir sey kalmaz belki... belki de hiç beklenmedik anda doğar o güneş sakıncalı bir hayalsin sen gerçekleşmesini istemediğim ve sokmuyorum senı gecelerıme en guzel ruyamsın sen yasarken gormediğim... ellerımı saclarında gezdirdiğimde hıssetmeyecek adına beste yaptığımda dınlemeyeceksin.... ve bu şiiri ben dahil kımse okumayacak seni bir gun seveceğim haberin bile olmayacak.....
ve gun gelecek senı sevdiğimi yaralı akşamlara doktuğum mısralara en aydınlık sabahlara söyleyeceğim ama sana asla.....!

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım..
Fakat,hakkedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

Ben, arkandan sadece baktım. Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana. Konuşamadım...
Gittin... Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım...
Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım...
Gittin... Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım...
Gittin... Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım...
Gittin... Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine, Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım...
Gittin... Bir şey söyledin mi giderken? "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi? "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyorduki. Duyamadım...
Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım...
Gittin... Unutulanların arasına katılmalıydım Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım...
Gittin... Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi. Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni, Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde, Bil ki; seni Unutamadım...
Yalniz Olanlara; Ask bir kelebek gibidir,pesinden kostukça hep senden kaçar.. En iyisi birak uçsun, inan ki hiç beklemedigin bir anda gelip omzuna dokunuverir...Ask mutlu eder, bazen de üzer ama ask özeldir, askini hak eden birine sunarsan eger..
Sevgilisi Olanlara; Askin amaci birileri için "mükemmel insan" olmak degildir,seni mükemmellige en çok yaklastiracak insani bulmaktir..

Capkinlara; Sevmedigin birine asla "seni seviyorum" deme.. Içinde olmayan duygulardan varmis gibi sözetme..
Kimsenin hayatina kalbini kirmak için girme..Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme,cünkü birine verebilecegin enbüyük aci, asik olmadigin birini kendine asik etmektir...
Evli Olanlara; Seven insan "senin hatan"yerine "özür dilerim" diyendir... "neredesin" yerine "ben buradayim" diyendir.. "nasil yaparsin" yerine "niyeyaptigini anliyorum" diyendir.. ve ask "keske" yerine daima "iyi ki"diyendir...
Kalbi KirikOlanlara; Kalp yarasi siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer ve ilaci bu aciya alismak degil, ondan ders çikarabilmektir.
 Asik Olmaktan Korkanlara; Aska düs ama tökezleme,anlama bekleme, paylas ama isteme,yaralan ama asla aciyi içinde büyütme...
 Sevdigini Fazla Sahiplenenlere; Sevdiginin bir baskasiyla mutlu oldugunu görmekten daha aci bir sey varsa,o da sevdiginin seninle mutsuz oldugunu görmektir..
 Askini Itiraf Etmeye Cekinenlere; Sevdiginden ayrilinca ask aciverir,sevdigin seni terk edince daha da çok aci verir ama en acisi, onu ne kadar sevdigini bilmesine hiç firsat vermemektir..
 Dönmeyecek Birini Hala Bekleyenlere; Hayatin en hüzünlü ani, deli gibisevdigin insanin buna hiç degmedigini gördügün andir ve en büyük kaybin onun için harcadiginyillardir...Senin askini su gün hak etmeyen, belki 10 sene sonra yine haketmeyecektir...
 Birak, gitsin...
引用通告
此日志的引用通告 URL 是: http://bjk35besiktaslinoyan.spaces.live.com/blog/cns!DBEF030EDF88E5EB!591.trak 引用此项的网络日志
|