AŞK BİRKELEBEK GİBİDİR,PEŞİNDEN KOŞTUKÇA HEP SENDEN KAÇAR.EN İYİSİ BIRAK UÇSUN.İNAN Kİ HİÇ BEKLEMEDİĞİN BİR ANDA GELİP OMZUNA DOKUNUVERİR.AŞK MUTLU EDER,BAZEN DE ÜZER,AMA AŞK ÖZELDİR.AŞKINI HAKEDEN BİRİNE SUNARSAN EĞER!
BU SEVGİLİSİ OLANLARA;
AŞKINAMACI BİRİLERİ İÇİN "MÜKEMMEL İNSAN "OLMAK DEĞİLDİR.SENİ MÜKEMMELLİĞE EN ÇOK YAKLAŞTIRACAK İNSANI BULMAKTIR.
BU ÇAPKIN OLANLARA;
SEVMEDİĞİN BİRİNE ASLA "SENİ SEVİYORUM" DEME.İÇİNDE OLMAYAN DUYGULARDAN VARMIŞ GİBİ SÖZ ETME.KİMSENİN HAYATINA KALBİNİ KIRMAK İÇİN GİRME.SEVGİ DOLU BAKAN GÖZLERE ASLA YALAN SÖYLEME.ÇÜNKÜ BİRİNE VEREBİLECEĞİN EN BÜYÜK ACI , AŞIK OLMADIĞIN BİRİNİ KENDİNE AŞIK ETMEKTİR.
BİR KADIN VE BİR ERKEĞİN BİRBİRLERİ İÇİN NE KADAR UYGUN OLDUĞU, BİRLİKTE GEÇİRDİKLERİ ZAMANIN DEĞİL, BİRBİRLERİNE DUYDUKLARI AŞKIN NE KADAR SÜRDÜĞÜYLE ANLAŞILIR.
BU KALBİ KIRIK OLANLARA;
KALP YARASI SİZ KANATMADAN VAZGEÇİNCEYE KADAR SÜRER VE İLACI BU ACIYA ALIŞMAK DEĞİL, ONDAN DERS ÇIKARABİLMEKTİR.
BU AŞIK OLMAKTAN KORKANLARA;
AŞKA DÜŞ, AMA TÖKEZLEME , ANLA AMA BEKLEME, PAYLAŞ AMA İSTEME , YARALAN AMA ASLA ACIYI İÇİNDE BÜYÜTME.
BU SEVDİĞİNİ FAZLA SAHİPLENENLERE;
SEVDİĞİNİ BİR BAŞKASIYLA MUTLU OLDUĞUNU GÖRMEKTEN DAHA ACI BİRŞEY VARSA O DA SEVDİĞİNİN SENİNLE MUTSUZ OLDUĞUNU GÖRMEKTİR.
BU AŞKINI İTİRAF ETMEYE ÇEKİNENLERE;
SEVDİĞİNDEN AYRILINCA AŞK ACI VERİR.SEVDİĞİN SENİ TERK EDİNCE DAHA DA ÇOK ACI VERİR AMA EN ACISI , ONU NE KADAR SEVDİĞİNİ BİLMESİNE HİÇ FIRSAT VERMEMEKTİR.
VE BU DA DÖNMEYECEK BİRİNİ HALA BEKLEYENLERE;
HAYATIN EN HÜZÜNLÜ ANI DELİ GİBİ SEVDİĞİN İNSANIN BUNA HİÇ DEĞMEDİĞİNİ GÖRDÜĞÜN ANDIR.VE EN BÜYÜK KAYBIN ONUN İÇİN HARCANAN YILLARDIR.SENİN AŞKINI ŞU GÜN HAKETMEYEN , BİL Kİ 10 SENE SONRA YİNE HAKETMEYECEKTİR.BİRAK GİTSİN.
(ANONİM:)
GERÇEKTEN AŞIKMISINIZ?
GERÇEKTEN AŞIKMISINIZ?????
Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye kalbiniz deli gibi çarpmaya başlıyorsa... Bu aşk değil ! .... HOŞLANMAKTIR....
Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak sarılmak istiyorsanız Bu aşk değil ! ....ARZULAMAKTIR....
Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız.... Bu aşk değil ! ....YALNIZLIKTIR....
Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız... Bu aşk değil ! ....SADAKATTİR....
Size sıcak yakın davrandığı için onunlaysanız. Bu aşk değil ! ....KENDİNE GÜVENSİZLİKTİR....
Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız... Bu aşk değil ! ....ACIMAKTIR....
Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız Bu aşk değil ! ....ARKADAŞLIKTIR....
Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi söylüyorsanız.. Bu aşk değil ! ....KOCA BİR YALANDIR....
Onun iyiliği için kendinizden çok şey feda edebiliyorsanız Bu aşk değil ! ....YARDIMSEVERLİKTİR....
O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa ....İşte bu AŞKTIR....
Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamadığınızı düşünüyorsanız. ....İşte bu AŞKTIR....
O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı hissedebiliyorsanız.. ....İşte bu AŞKTIR....
Başkalarını da çekici bulmanıza rağmen hiç pişmanlık duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsanız. ....İşte bu AŞKTIR....
ölüyorum
Unutulur mu gökyüzü Yitirir miyim bu gülyüzü Birer birer neyim kalır geriye baksam da Solar mıyım gündüz gece Güneşim yoksa bu son hece Birer birer neyim kalır geriye baksam da Zehirlendi dudaklarım Çocukken nasıl ağlardım Birer birer neyim kalır geriye baksam da
Ne kaldı bak ellerimde Biliyorum gülüyorsun Her adımım daha derine Ölüyorum...
Törpülenmiş tırnaklarım Güçsüzdüm ben de avlandım Birer birer neyim kalır geriye baksam da Her şeyim olmuş bilmece Çözdükçe gördüm işkence Birer birer neyim kalır geriye baksam da Bir başıma kaldım şimdi Nerde hata yaptım bilmem ki Birer birer neyim kalır geriye baksam da
Ne kaldı bak ellerimde Biliyorum gülüyorsun Her adımım daha derine Ölüyorum...
BİR YAZ GÜNÜ VE SEN...
Gecenin gözleri kördür kumsalda Ağaçların renkleri Denizin mavisi Zordur akköpüklü dalgalara adını yazmak Boşunadır martının uçmasını beklemek
Sabahın beşinde yüzmek denizde Bir başına uzanmak sereserpe kumsala Güneşin doğuşunu seyretmek uzun uzun Martılar uçmak üzere Zamanı beklediğimizin
Güneş doğdu aydınlandı ortalık Sıcaklık deniz damlalarını kurutuyor tenimde İyot kokusu genzimde, yosun kokusu Martılar da uçuyor artık Deniz kumsalı öpmeye başladı Şimdi sevişmek zamanı
Şimdi sevişmek zamanı ama sen yoksun O kadar çok ten var ki kumsalda Kumsal ten kaynıyor, beden yanıyor Bir seninle tensel uyuşurum ben Sen olmazsan nasıl sevişirim Tensel uyuşmazlığım var başkasıyla Kan uyuşmazlığı gibi Tenimde sen yanıyorsun, içimde ben Ama sen yoksun
Bir martı gelmek istedi yanıma Başka bir adam uzanmış yanımdaki şezlonga Gözleri bende çapkınca bakıyor, gülümsüyor Ben dalmışım denizin derinliğine Menekşe gözlerimde bir hüzün bulutu Buzmavisi dalgaların serinliğinde Tenimde sen yanıyorsun, içimde ben
Tekneler geçiyor şimdi birer birer Adalara, koylara gidiyorlar Ben burada yalnızım onlar da biliyorlar İstediğin kadar sen yan tenimde Tekrar giriyorum denize serinlemek için Yüzüyorum sağır ufuklara doğru ağır ağır Tenimde sen sönüyorsun, içimde ben yanıyorum
Şimdi sevişmek zamanı Sevmek, sevilmek, tutkuyla bağlanmak Bu altın sarısı kumsal, bu buzmavisi deniz Bu pırıl pırıl gökyüzü kolay bulunmaz Ayakları denize paralel kanat çırpan bu martı Ha bir eksik olmuş ha bir artı İnan ki fark etmez; şimdi sevişmek zamanı
Denizden kumsala çıkıyorum doğruca duşa Duşta denizsuyu akıyor bedenimden Oradan doğruca dalıyorum havuza Bar karşıda, bir kulaç, bir kulaç daha Hadi barmen bir kokteyl büyük bardakta Önce bir şişe su ver soğuk olsun Tenim soğusun, içim soğusun Bu yaz günü, bu sıcak, bu tatil köyü Nedense bende hep çağrıştırıyor aşkı Su tenimden akıyor, sen içimden Ben havuzda serinledim, seninleyim ama Şimdi sevişmek zamanı Tenimde sen yanıyorsun, içimde ben
AŞIRI DOZDA SEN ÇEKTİM İÇİME, BENLİĞİM KAYIP..
Eğer sen benden önce ölecek olursan O’ na arkadaşımı da getirebilir miyim diye sor Eğer sen yüz yaşına kadar yaşayacak olursan Ben ondan bir gün eksik yaşamak isterim ki Bu dünya da sensiz bir günüm olmasın. Gerçek dostluk sağlık gibidir Kıymeti ancak kaybedince anlaşılır Babam her zaman derdi ki ölürken Beş tane dostum var diyebiliyorsan O zaman anlamlı bir yaşam sürmüşsün demektir Gerçek dost Herkes senden uzaklaşırken Senin yanına gelendir. Eğer bütün arkadaşların Kendilerini bir köprüden atacak olsalardı Ben onlarla birlikte atlamaz Aşağıda beklerdim ki onları tutabileyim Gerçek bir dost iki elinizle sımsıkı sarılır. Ben sana sende bana yaslanırsan İkimizde güvende oluruz Arkadaşlık İki bedende tek kafa olabilmektir. Önümde yürüme takip edemeyebilirim Arkamda yürüme seni doğru yönlendirmeyebilirim Dostum olman için daima yanımda yürü. Söylediklerini her kez duyar Ama dostlar söylediklerini dinler Gerçek dostlar ise söylemediklerini de dinler O zaman anlamlı bir yaşam sürmüşsün demektir Arkadaş Kalbindeki melodiyi bilen Ve Sözlerini unuttuğunda Onu sana mırıldanandır. Hayatta hepimiz farklı yönlere yürürüz Ama nereye gidersek gidelim Beraberimizde birbirimizden bir şeyler götürürüz. Her yabancı bir arkadaş adayıdır Arkadaşlar ise, Yaşam salatasını zenginleştiren peynir parçacıklarıdır………….
Pier Loti’de kafayı çekmek Elleri bağlı Bursa mahpushanesinde sabah etmek Güneşle kucaklaşmadan gitmek Hasret çekmek demek Nazım Hikmet’i anlamak demek…
Sevmek demek vatanını Öz oğlundan fazla Her insanı aynı sevmek demek Nazım Hikmet’i anlamak demek
Anadolu’nun üzerinden Bir Tupolev ile geçmek Ama toprağın kokusunu içine çekememek demek Nazım Hikmet’i anlamak demek…
Bir ömür hasret mektubu yazıp Bir ömür vatan hasreti çekmek Rusya’da ölüp Moskova’ya gömülmek Hasret olduğu Anadolu toprağında olmasa bile Başucundan o topraktan bir çınar büyütmek demek Nazım Hikmet’i anlamak demek…
Murat Gevrek
Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık içimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni Yaşıyoruz çok şükür der gibi.
BULUT MU OLSAM
Denizin üstünde ala bulut yüzünde gümüş gemi içinde sarı balık dibinde mavi yosun kıyıda bir çıplak adam durmuş düşünür.
Bulut mu olsam, gemi mi yoksa? Balık mı olsam, yosun mu yoksa? .. Ne o, ne o, ne o. Deniz olunmalı, oğlum, bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
N.HİKMET RAN
Belki Ben
Belki ben o günden çok daha evvel, köprü başında sallanarak bir sabah vakti gölgemi asfalta salacağım. Belki ben o günden çok daha sonra , matruş çenemde ak bir sakalın izi .......... ..........
Nazım Hikmet Ran
HOŞGELDİN KADINIM...!
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin yorulmuşsundur; nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını ne gül suyum ne gümüş leğenim var, susamışsındır; buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim acıkmışsındır; beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam memleket gibi yoksuldur odam.
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin ayağını basdın odama kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde ağladın, avuçlarıma döküldü inciler gönlüm gibi zengin hürriyet gibi aydınlık oldu odam...
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.
N.HİKMET RAN
SEN.. ..
En güzel günlerimin üç mel'un adamı var: Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını yer yer tırnaklarımla kazıdım hatıralarımın camını.. En güzel günlerimin üç mel'un adamı var: Biri sensin, biri o, biri ötekisi.. Düşmanımdır ikisi.. Sana gelince... Yazıyorsun.. Okuyorum.. Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa, insanın bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum.. Ne yazık!.. Ne kadar beraber geçmiş günlerimiz var; senin ve benim en güzel günlerimiz.. Kalbimin kanıyla götüreceğim ebediyete ben o günleri.. Sana gelince, sen o günleri - kendi oğluyla yatan, kızlarının körpe etini satan bir ana gibi satıyorsun!. Satıyorsun: günde on kaat, bir çift rugan pabuç, sıcak bir döşek ve üç yüz papellik rahat için... En güzel günlerimin üç mel'un adamı var: Biri sensin, Biri o, biri ötekisi... Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi... Sana gelince... Ne ben Sezarım, Ne de sen Brütüssün... Ne ben sana kızarım ne de zatın zahmet edip bana küssün.. Artık seninle biz, düşman bile değiliz..
N.HİKMET RAN
SENİ DÜŞÜNÜYORUM
Seni düşünürüm Anamın kokusu gelir burnuma Dünya güzeli anamın
Binmişsin atlıkarıncasına içimdeki bayramın Fırdönersin eteklerinle saçların uçuşur Bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü
Sebebi ne Seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın Sen böyle uzakken senin sesini duyup Yerimden fırlamamın sebebi ne?
Diz çöküp bakarım ellerine Ellerine dokunmak isterim Dokunamam Arkasından camın Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm Alaca karanlığımda oynadığım dramın
N.HİKMET RAN
İkimiz
İkimiz de biliyoruz, sevgilim, öğrettiler: aç kalmayı, üşümeyi, yorgunluğu ölesiye .......... ..........
Nazım Hikmet Ran
Bırak Doktor, Varsın Çatlasın Bu Yürek
kaç kere beraberce yazmışız şiirlerimi
kaç kere mavi dumandan avuçlarına onun
koymuşum yanan başımı
sanmıyorum kötülük edeceğini bana
ama ilminize hürmeten
ve güzel hatırınız için Lidi Vanna
peki terkedeyim tütünü;
mapushane yoldaşımı
peki Lidi Vanna kafayı çekmeyeyim
ne şarap , ne votka , ne rakı
hatta yılbaşı gecesi
bayramlarda hata
hatta Kosti'nin doğumgünü . .
zaten evet en kolayı bu ,
kırk yıl içmesem aklıma gelmez meret
peki saat on dedi mi
yatrayım yatağa hasta kalbimi
çocuklarla kuşlarla beraber
halbuki mesela geç vakit , geceleyin
kışın hele
rahatsız etmeden büyük uykudaki insanı
usulcacık geçip Kızıl Meydan'ı
dolaşmaya bayılırım
rıhtımında Moskova nehrinin . .
yahut da sabahlamaya Lidi Vanna ,
usta bir kitabın aydınlığında . .
peki en azından altı ay daha
yarin dudağından uzak durayım
zaten ayrılık var arada
anlıyorum Lidi Vanna , yoldaşım
yüksek emirlerinize riayet gerek
yoksa üçüncü bir enfarkt
ve el bombası gibi patlayıp dağılabilir yürek . .
anlıyorum fakat ;
"sevinç , öfke , keder
tütünden de diyorsunuz , uykusuzluktan da beter"
iyi ama doktorcuğum mesela ,
nasıl sevinmem dolu dizgin
gördükçe ben komünist
burda komünizmin elle tutulur hale geldiğini
yahut bu nisan ayında
Fransız seçimlerinde
en çok bizimkilerin oy aldığını?
benim akıllı doktorum , insaf edin ,
nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi?
çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin
sonra , mesela belki görmeyeceğim bir daha
anasıyla Memed'imi
kederlenmemek elde mi güzel gözlü doktorum , elde mi ?
sözün kısası Lidi Vanna ,
şefkatli emeğiniziboşa çıkaracağım diye kızmayın bana . .
BEN VEKARLI , SAKİN , VURDUMDUYMAZ BİR KAYA GİBİ
DENİZ KIYISINDA YAŞAMAYA SÖZ VEREMEYECEĞİM . .
BIRAKIN DOKTOR ,
YÜREK BU , BAKIN NASIL ÇARPIYOR
ÇATLAYACAKSA
ÖFKEDEN , KEDERDEN , SEVİNÇTEN
VARSIN ÇATLASIN
N.HİKMET RAN
SEVİYORUM SENİ
Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık içimde kımıldayan birşeyler gibi Seviyorum seni Yaşıyoruz çok şükür der gibi.
N.HİKMET RAN
Yine Yağmur Üstüne
Serçe kuşları gibi yağmur
çinko dama serptiğim
ekmek kırıntılarını
telâşlı telâşlı, tıkır tıkır.
serçe kuşları gibi yağmur.
N.HİKMET RAN
...
Yaşamaya Dair
1
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.
1947
YAŞAMAYA DAİR
2
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki, hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla
yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerde olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
YAŞAMAYA DAİR
3
Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani, bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hattâ bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için...
Şubat 1948
N.HİKMET RAN
...
Seni Düşünmek
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
NAZIM HİKMET
...
YUMDUM GÖZLERİMİ
Yumdum gözlerimi
Yumdum gözlerimi
Karanlıkta sen varsın
Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun
Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerin
Yumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim
Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar
Şimdi orda herşey seninle başlıyor
Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait
Ve sana ait olmayan
N.Hikmet RAN
HASRET Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli, belini sarmayalı, gözünün içinde durmayalı, aklının aydınlığına sorular sormayalı, dokunmayalı sıcaklığına karnının.
Yüz yıldır bekliyor beni bir şehirde bir kadın.
Aynı daldaydık, aynı daldaydık. Aynı daldan düşüp ayrıldık. Aramızda yüz yıllık zaman, yol yüz yıllık.
Akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. Serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin. Midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat. Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. Bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın maalesef. Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıverirsin hemen ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, hani şu derya içre olup deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf. Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin, - demeğe de dilim varmıyor ama - kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! Nazım Hikmet Ran
Üçüncü ŞahSın ŞiiRi
gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felâketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgâr aklımı alırdı sessizce bir cıgara yakardın parmaklarımın ucunu yakardın kirpiklerini eğerdin bakardın üşürdüm içim ürperirdi felâketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi jezabel kan içinde yatardı limandan bir gemi giderdi sen kalkıp ona giderdin benzin mum gibi giderdin sabaha kadar kalırdın hayırsızın biriydi fikrimce güldü mü cenazeye benzerdi hele seni kollarına aldı mı felâketim olurdu ağlardım
Sabah poaçaya çıkan Çankırılı Aliye kısmet olacaktır
Bu şiir hayra yazılmıştır.
Nihat koleji bitirip Polis olacaktır
Semahat örecektir kendi kaderinin ağlarını
Çankırılı Ali ne yapsın
Bekir'i kaldırıp yerden yüreğini soğuk
Poaçalarını sıcak tutacaktır.
Ağlamak kolay, ağlamak zor
Ağlamak yine analara yazılacaktır.
Her Allah'ın günü bahtlarını şivan düşe düşe
Ağlayacaktır analar
Olsun işte
Oğlu Nihat Polis olacaktır
Aslan gibi duracaktır ortada
Semahat bir koca bulacaktır
Bekir'se olmayacaktır evde
Her gece bir yıldız düşen kabrinde
Böyle sessiz yatacaktır.
Bu şiir bahta yazılmıştır
Kırılmıştır kalbi memleketimin
Suyun tadı kırılmıştır
Adamın adamlığı
Ne yazılmışsa doğrudur
Doğrudur Bekir'in duvara yazdıkları
Nihat'ın polisliği doğrudur
Ve Doğrudur Ferdi Tayfur'un yuvasız kuşları
Çankırılı Alinin günahı nedir
Ya Semahat saçını kimin için süpürge etmektedir.
Ve anaları neden her bir güvercin gördüğünde
Bir daha ölmektedir.
Bu şiir umuda yazılmıştır
Yine de sabah gün doğarken üstüne karanlığın
Sevebileceğimiz bir şeyler olacaktır.
Mesela Nihat Polis olacaktır
Semahat nur topu gibi bir oğlun doğuracak
Adını Aslan Bekir koyacaktır.
Bir şeyler olacaktır.
Umut da bizin hanemize bir şivan gibi
Bir çığlık gibi üleşecektir kan revan içinde
Yine de bu şiir
biraz kahra
biraz hayra
biraz suya
biraz bahta
Ama en çok
duvarda şarkısı ve kanı kurumayan Bekir'e yazılmıştır.
İbrahim SADRİ
ASALET ÜSKÜ DARLI
Kimseler Görmesin diye Gözlerimde SEL SEL taşan YANLIZLIĞI, kİMSELER DUYMASIN DİYE SESİMİ ışık SIZMAYAN bir odanın KARANLIĞINA koydum. UNUTSUN BENİ DAĞLAR, unutsun beni yolar ,unutsun beyaz güller..Kayboldum DERTLERİMLE denizlerin
3 çeşit dost vardır;Birincisi ekmek gibidir her zaman istersin.İkincisi ilaç gibidir lazım olunca ararsın.3üncüsü mikrop gibidir
o gelir seni bulur.Allah herkesi mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın...! (amin)
Commentaires
Veuillez patienter...
Le commentaire entré est trop long. Raccourcissez-le.
Vous n'avez rien entré. Réessayez.
Il est actuellement impossible d'ajouter votre commentaire. Réessayez plus tard.
Pour ajouter un commentaire, tu dois avoir l'autorisation de tes parents. Demander l'autorisation
Tes parents ont désactivé les commentaires.
Il est actuellement impossible de supprimer votre commentaire. Réessayez plus tard.
Vous avez dépassé le nombre maximal de commentaires qu'il est possible d'envoyer le même jour. Réessayez dans 24 heures.
Votre compte a pu laisser les commentaires désactivés parce que nos systèmes indiquent que vous risquez d'arroser d'autres utilisateurs de messages. Si vous pensez que votre compte a été désactivé par erreur, contactez l'assistance en ligne de Windows Live.
Effectuez la vérification de sécurité ci-dessous pour finaliser l'envoi de votre commentaire.
Les caractères entrés pour la vérification de sécurité doivent correspondre à ceux de l'image ou du fichier audio.
BJK35 NOYAN
a désactivé les commentaires dans cette page.